Ürün Yönetimi Trendleri

2019 yılında ürün yönetimi dünyasında karşımıza çıkacakları Erman Taylan anlattı.

Erman Taylan

Dijital ürünler, girişimler ve trendlerle yakından ilgili olan Erman Taylan Koçfinans’ta İnovasyon ve Dijital Dönüşüm Yöneticisi olarak faaliyet gösteriyor. Bu yazısında 2019 Ürün Yönetimi trendlerini derledi.

1. Doğru ürün takımını kurmak ve büyütmek

Erken aşama girişimcilerle konuşursanız; donanım, SaaS ya da pazar yeri fark etmeksizin yaşadıkları en temel problemin ürünleriyle ilgili olduğunu görürsünüz.Sadece girişimlerde değil, kurumsal dünyada da müşterinize dokunduğunuz yegane temas noktanız her zaman için aslında bir üründür.

Dolayısıyla, erken aşama girişimlerden büyük çaplı kurumsal şirketlere kadar herkesin doğru ürün takımını kurmak ve işler iyi giderse de bu takımı yine doğru şekilde büyütmek zorunda olduğunu düşünüyorum.

Ürün takımınız eğer sektör spesifik bir alandaysanız pazarı çok iyi tanıyan, ürün yönetiminin ritüel ve uygulamalarına hakim, veri odaklı düşünebilen, şirket kültürünüze uygun -aslında bu maddeler sonsuza kadar gidebilir- olmalı... Tüm bu maddelerin ötesinde organizasyonunuzun ürün temelli olarak düşünmesi ve hareket etmesi en kritik olan adım diyebilirim. Kısacası iyi bir ürün takımı kurmak ve bir sonraki aşamada da bu takımı büyütmek oldukça önemli ve öyle sanıyorum ki yavaş yavaş bu konudaki farkındalık da artacaktır.

2. Kullandığımız kavramlar, yaklaşımlar ve metodolojiler

 

Kanvaslar, lean startup, design thinking, lean innovation, design sprint, MVP, jobs to be done, servis tasarımı...

Günümüzde envai çeşit kanvaslardan biriyle ya da bir kaçıyla başlayan işler, ‘binanın dışını çıkılarak’ bir nevi doğrulanıyor, sonrasında yalın bir yaklaşımla MVP’nin kapsamı belirleniyor ve ürünüm ilk test edilebilir prototipi ortaya çıkıyor, pardon ‘bootstrap’ ediliyor. Ya da Google Ventures’da yeşeren design sprint yoluyla küçük bir takım sadece beş günde bundan önce beş ay alan ‘ürün pazar uyumunu’ ortaya koyuyor.

Başta kanvaslar olmak üzere kavram, yaklaşım ve metodolojiler bir bütünün parçasıymışçasına birbirlerine bağlı olsalar da tüm bu pratiklerden haberdar olmak ve nasıl uygulanacağını bilmek son derece kritik bir önem taşıyor. 2019 ve ilerleyen yıllarda da öyle sanıyorum ki yeni kavram ve yaklaşımlar hayatımıza
girecektir. Yapmamız gereken hemen yukarıdaki maddede söylediği gibi sürekli öğrenen doğru takımı kurmak ve bu takımın ürün yönetmeyi ‘yeniden keşfetmemesi’.

Tam da bu noktada; hepimizin bildiği ürünlerin kullandığı ürün çerçevelerini (‘frameworks’) incelemek istersiniz diye düşünüyorum.

https://www.product-frameworks.com/

3. Ürün geliştirirken kullandığımız araçlar gün geçtikçe gelişiyor, en çok da prototipleme araçları

Ürün geliştirme süreçlerinde (arayüz tasarımından proje yönetimine) kullandığımız araçlar her geçen gün daha da çok gelişiyorlar. Bu pazarda şirket satın almalarına sık sık rastlarken sadece bu pazardaki ürünleri pazarlamada ve satmakta uzmanlaşmış ekipler var.

Söz konusu gelişimden en çok da prototipleme araçları nasibini aldı desem yeridir. Artık donanım, diyalog temelli arayüz veya sadece mobil olsun nasıl bir ürün geliştiriyorsanız o alana özel prototipleme aracı var. Wireframe’den kolayca bir akış çıkartmaya, Sketch’in sürekli artan entegrasyon seçeneklerine, Marvel’a, ürettiğiniz prototipler aracılığıyla kolayca kullanıcı testleri yapmaya, InVision’a ve Framer’a muhakkak aşina olun derim.

4. Ürün yöneticileri de birer hikaye anlatıcısı olmalı mıdır ?

Kişisel kariyerimin beni bir şekilde içerik üretmek ve sunum yapmaya yönlendirmesinden dolayı da olabilir; içerik üretmek ve hikaye anlatmanın gücüne çok inanıyorum. Ürün yöneticiliği de doğası gereği iletişim kurma becerisi isteyen bir meslek. Yeri geliyor üst düzey yöneticinizi yeri geliyor yazılım geliştirici takım arkadaşınızı ‘ikna etmeniz’ gerekiyor. Ve tabii ki kullanıcılarınızı da!

UX-writing artık popülerleşti ve bir meslek olarak yurt dışında kabul görmeye başladı. Bahsettiğim şey tasarımla bütünleşik bir içerik değil ama bir ürün yöneticinin de hikaye anlatıcılığının dinamiklerini bilmesi ve buna göre hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum. Amazon’un çok meşhur olan, bir ürünü geliştirmeden önce onun basın bültenini yazmak geleneği de iyi bir örnek.

5. Veri güvenliği ve mahremiyet hiç olmadığı kadar önem kazanıyor

2018 yılında Avrupa’da GDPR, ülkemimizde KVKK’nın devreye girmesi, ek olarak Facebook’da yaşanan skandal veri güvenliği ve kullanıcıların mahremiyet duygusunu derinden etkiledi. Artık kullanıcılar hiç olmadıkları kadar talep ettiğiniz verilerini nerede kullanacağınıza ve mahremiyetlerine önem veriyorlar.

Merak edenler için her yıl düzenli olarak yayınlanan Internet Trends Report‘da bu konuda dikkat çekici grafikler var. Dijital pazarlama tarafında da Apple’ın başlattığı ve Google’ın da devam edecek gibi durduğu Intelligent Tracking Prevention 2.0 (ITP) bu konuya güzel bir örnek.ü

Dolayısıyla artık ürün yöneticilerinin de veri güvenliği ve mahremiyet konularına kafa yorması gerekiyor.

6. Bir ekosistem ürünü yaratmak

Herkesin diline pelesenk olmuş girişimcilik ekosistemi kalıbından dolayı genelde girişimcilikle ilişkilendirilen ekosistem kelimesi aslında ürün yöneticileri için de oldukça kritik. Ürünü yalnızca bir API olan ve yalnızca başka platformlara entegre olarak milyonlarca dolar gelir elde eden şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Kullanıcılarınıza sunduğunuz faydayı maksimize etmek adına ekosistemlerin bir parçası olmak gerekiyor. Örneğin en yakın benzin istasyonlarını fiyatlarıyla beraber gösteren bir uygulama artık kendi içinde API’lar ile araç sahiplerine sigorta teklifi yapabilir, lastik satabilir, deneme sürüşü için yönlendirmede bulunabilir. Dolayısıyla tüm bu dikey faydaları kendiniz sunmaya odaklanmadan o ekosistemin bir parçası olmaya bakın derim. Ve yukarıda da söylediğim gibi ürününüzü ‘arka tarafta kalır mıyım’ endişesiyle geliştirmeyin.

Kullanıcı kazanımı (ürününüzü örneğin Zapier’e bağlarsanız, neticede Zapier’in halihazırdaki kullanıcılarına da ücretsiz bir pazarlama yapmış oluyorsunuz) noktasında da ekosistem ürünü olmak tahmin edemeyeceğiniz kadar faydalı.

7. Otomasyon... Hem kendi verimliliğiniz hem de
ürününüz için

IFTTT (if this then that) ile hayatımıza giren otomasyon kavramı daha sonra Zapier ve Apple tarafından satın alınan Workflow ile ne denli büyük bir önem arz ettiğini gösterdi.

Bizlerin de kişisel verimliliğimiz için olduğu kadar tasarım ve yazılım süreçlerimizde de otomasyona her zamankinden daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Test ekibinizin bir bug’ı raporlarken bunu Jira’ya mobil bir SDK vasıtasıyla otomatik olarak iletmesi, bu bug’ın daha sonra kendiliğinden Slack’de bir bildirim olarak düşmesi, yazılım ekibiniz bu bug’ı düzelttiğinde yine otomatik olarak ilgili cihazda testten geçmesi ve canlı ortama çıkması gibi.

Zaman kazandıran bu gibi otomasyonların yanından ürününüzde de kullanıcılarınıza otomasyonunun nimetlerini tattırmanız gerekiyor. Yani yukarıdaki maddeyle ilintili olarak; kullanıcı kitlenizin tercih ettiği diğer ürünlerle konuşmak son derece önemli.

8. Kullanıcılarınızın istediği yer ve zamanda olmak, diyalog temelli arayüzler

Kabul etmek gerekiyor ki sesli arayüzler, asistanlar ve chat-bot’lar hala yeterince yaygınlaşmış değiller, bu sebeple bir trend olarak nitelendirmek çok doğru olmayacaktır. Aynı AR/VR gibi diyalog temelli arayüzlerin (‘conversitaonial interfaces’) de zamana ihtiyacı var. Ama şahsen AR/VR’a nazaran diyalog temelli arayüzlerin yaygınlaşmaya çok daha yakın olduklarını düşünüyorum.

Büyük resme bakacak olursak da; kullanıcılarınızı 2019 yılında herhangi bir ‘şeye’ zorlamak hiç akıl karı değil. Aksine sizin kullanıcılarınızın istediği yer ve zamanda onların karşısında olmanız gerekiyor. Örneğin kullanıcı kitleniz Intercom ve Zendesk gibi iletişim araçlarına ‘alışık’ değilse yapmanız gereken onlara WhatsApp’dan ulaşmak ki WhatsApp Business API da ülkemizde aktif olmaya başladı.

WhatsApp örneğine benzer olarak kullanıcılarınız ürününüzü kullanıyor ama raporlama modülünüz hedeflediğiniz oranda tercih edilmiyor olabilir. Bu noktada eğer kullanıcılarınız Slack’te aktifse sizin de onlara günlük/aylık raporlarınızı bir Slack botu aracılığıyla iletmeniz en doğrusu olacaktır. Bu maddenin başında bahsettiğim diyalog temelli arayüzler de aslında kullanıcılarınızın normal hayatta diyalog kurarken ürününüzle de diyalog kurma ihtiyacına dayanıyor.

9. Ürününüzün her bir noktası ‘yapay zekalı’ olmalı

Klişe konulara geldik, o yüzden dikkatli yazacağım. 🙂 Yapay zeka ve makina öğrenmesi (üst başlık olduğu için bundan sonra yapay zeka diyeceğim) gibi konular hakkında o kadar çok ‘ne olacağı’ konuşuyoruz ki henüz ‘nasıla’ çok fazla giremedik. Bugün yapay zeka her ne kadar son derece teknik ve tecrübe gerektiren bir konu olsa da gelişmiş araçlarla ürününüze hızla uygulanabilecek bir takım pratik yollar da mevcut. Google ve AWS gibi devlerin başlangıç eşiğini küçülten uygulamaları, bir takım istatistiki modellemeleri çalıştırabileceğiniz araçlar ve açık kaynak yazılım kütüphaneleriyle ‘over engineering’ (ki günümüzün en başa bela dijital hastalıklarından biri olduğunu düşünüyorum) yapmadan uygulayabileceğiz çok sayıda çözüm mevcut.

Dolayısıyla tüm bu kolaylık ve hız odaklı çözümleri dikkate alarak ürününüzün içeriğini, önerilerini ve akışını yapay zeka ile özelleştirmeye çalışın derim. Örneğin ürününüzün bir yerinde en çok ziyaret edilen sayfaları dizmektense (bugüne kadar bu tip varsayımlar veya genel çözümler kabul edilebilirdi) bunu bir matematiğe dayandırmak ve hatta mümkünse kullanıcı bazlı olarak bu matematiksel modeli farklılaştırmak çok önemli (ve hatta artık olmazsa olmaz).

10. Ürününüzün bir güven (trust) kabulu var mı?

Bitcoin’in fiyat dalgalanmalarına bakacak olursak 2018 baya kötü geçti gibi duruyor. 2019’da Bitcoin ne olacak bilinmez ama Blockchain teknoloji devlerinin yaklaşımı ve yurtdışındaki diğer gelişmeleri göz önüne alırsak gün geçtikçe yaygınlaşıyor.

Blockchain denildiğinde lütfen aklınızda sadece ‘distributed apps’ (Daaps) gelmesin. Eğer ihtiyacınız varsa ürününüzün küçük bir kısmını Blockchain’e emanet ederek kullanıcılarınız ve üçüncü parti ortaklarınızla aranızdaki güven meselesini kökten çözebilirsiniz. Bahsettiğim şey; ürününüzün örneğin sürekli değişen ve büyüyen döviz kurlarını aynı bir MongoDB veritabanına yazmasınızdan çok da farklı değil aslında.

Blockchain için teknolojik olgunluk ve kaynakların yeterliliği belki henüz hazır değil ama 2018 yılında Microsoft, IBM ve AWS gibi devlerin lanse ettikleri teknolojilere bakmak bile tek başına ne kadar hızlı yol katedildiğinin bir göstergesi.

Blockchain’in iş modeliniz için gerekli olup olmadığını anlamak ise tahmin ettiğinizden daha kolay ve kısa.

Diğer Trendler...

 

IoX Trendleri

Mustafa Dalcı, IoX

IoX ofisinde 2019 yılında konuşacağımız trendleri listeledik.

IoX Trendlerini İncele

Müşteri Deneyimi Trendleri

Pisano

Pisano 2019 müşteri deneyimi trendlerini listeledi.

Müşteri Deneyimi Trendleri

2019 Trendleri

2018'de ayak izlerini gördüğümüz, 2019'da hayatımıza daha da fazla yön verecek trendleri alanında uzman kişilerin oluşturduğu listelerle keşfediyoruz.

2019 Trendlerini İncele