Design Thinking

Rota boyunca bize yol gösterecek problem çözme yöntemi Design Thinking ile başlıyoruz.

Temel Rotamız: Design Thinking

Merkeze insanı alan yeni ürün geliştirme yöntemi Design Thinking ile başlıyoruz. Bu yöntem aynı zamanda Yalın Girişim'e de benziyor, okudukça keşfedeceğiz.

Temel Rota: Design Thinking

Başlamadan önce tasarım odaklı düşünme terimini hayatımıza dahil edelim. Bu yöntemdeki aşamaları sayfanın alt kısımlarında daha detaylı odaklanacağız ama burada da bu konsepti anlatırken bazı temel noktalara değineceğiz.

500 Startups’ın kurucusu Dave McClure’a göre başarılı olmak isteyen girişimlerde şu 3 ana rol olmalı: Hacker (Kodcu), Designer (Tasarımcı), Hustler (Dolandırıcı)

Dolandırıcı kısmındaki ironiyi sonraki adımlara bırakabiliriz ama burada önemli bir rol karşımıza çıkıyor: Tasarımcı

Neden girişimler sadece ürünü hızlıca yapabilecek bir Hacker ve ürünü güzelce paketleyip satacak Hustler ile başarılı ol(a)maz?

Çünkü birilerinin merkeze “insanı” ve onun yaşadığı “problem” leri almasına ihtiyaç var. Bunun bir dolandırıcı değil ama bir tasarım şirketi tarafından güzel paketlenmiş bir ismi var: Design Thinking (Tasarım Odaklı Düşünme)

Dünyaca ünlü tasarım ajansı IDEO’nun popüler hale getirdiği bu kavram merkeze insanı ve bağlamı alan bir problem çözme metodolojisi.

Yıllarca insanların problemlerine odaklanmak yerine “sistem odaklı” düşünen kişilerin (burada mühendis diyerek karşımıza bir meslek grubunu almak istemiyoruz) aslında problem çözmede o kadar da başarılı olmadığının anlaşılmasıyla popülerliği giderek arttı.

Farklı kuruluşlar tarafından farklı isimleri arındıran bu yöntem temelde basit bir akışa sahip. (Merak edenler için bu yöntemleri listelediğimiz sayfamız: Design Thinking Methodları)

Genel akışı Empati, Fikir Üretme ve Prototipleme ile Test olarak 3'e ayırabiliriz:

1. Önce problemi yaşayan insanları tanımaya çalış. Onların davranışlarına, isteklerine, beklentilerine, günlük rutinlerine odaklan. Bu problemi nasıl yaşadığını ve bu problemin hangi kısmının onlar için büyük bir acı olduğunu anlamaya çalış. Problemin tanımını yap.

Bu noktada iki tavsiyemiz var:

a. Problemi tanımlarken hemen çözüme odaklanma. Evet biliyoruz insan beyni böyle çalışıyor, hemen karşılaştığı o problemi çözmek istiyor ama şimdilik işimiz çözüm değil. İlk adımlar anlama ve tanımlama adımları. Bu aşamada çözüme değil problemini çözeceğimiz kişiye odaklanıyoruz.

b. Öncelikle önyargılarından arınmaya çalışarak kişilere bak. Neden Tictoc videosu çeker bir insan diyerek kestirip atma. Emin ol ne yaparsan yap aslında hep tanımadığın insanlara ürün yapacaksın. Bir yatırım ürünü yapacaksan da “20 milyon dolar üstü parası olan kişiler” hedef kitlen olacak. Bir bak etrafına, kaç tane arkadaşının 20 Milyon $ parası var?

2. İkinci adımda artık çözüm için fikirler üretmeye başlayabiliriz. Bu aşamaya fikir geliştirmeyle alakalı çok bilinen yanılsamalar ile başlayalım:

Yanılsama 1: Fikir ürün geliştirme sürecinde hayati derecede öneme sahiptir.

Unutma, herkesin mutlaka bir sürü harika olduğunu düşündüğü fikri var. Bir çok yeni şirketi gürdüğünde “Yemin ederim aklıma gelmişti” diyorlar. Fikir zannettiğimiz kadar değerli olmayabilir.

Yanılsama 2: Sadece yaratıcı insanlar yenilikçi fikirler bulabilir.

“Bazı insanlar daha yaratıcıdır ve onlar güzel fikirler bulurlar, biz geriye kalan ölümlüler ise bunu yapamayız” düşüncesi çok yaygındır. Oysa iyi fikirler, sistematik bir karıştırma sonucunda ortaya çıkarlar ve herkes tarafından bulunabilirler.

Bu süreçte ilk adımda tanımladığımız problemleri çözmek için fikirler geliştiririz. Bu aşamada yapacağımız en büyük hata hedef kitlemimizin bütün problemlerini çözmeye çalışan fikirlere odaklanmak olacaktır.

Unutmayalım bazen bazı problemler diğerlerinden daha büyük ve önceliklidir, onların çözülmesi için bir önceliklendirmeye ihtiyacımız vardır.

Büyüklük her zaman bizim için değerlendirme kriteri de olmayabilir. Bazı problemlerin çözümü için insanlar para ödemeye hazırken daha büyük problemlerin çözümü için ellerini ceplerine atmayabilirler.

Her iki durum da bize fikrimizin odaklı olmasının önemli olduğunu söyler. Bir konudaki her problemi çözmek insanların anlamayacağı düzeyde karmaşık bir ürüne götürebilir bizi.

3. Son olarak da çözümü prototiplediğimiz ve test ettiğimiz aşamalar karşımıza çıkıyor. Bu aşama aslında bizim de görüşe mesafesini azaltan en önemli aşamalarımızdan.

Bundan 10 yıl önce nasıl ürün geliştirirdik?

Bir fikrin çok iyi olduğuna önce kendimizi inandırır, sonra bu fikre inanan başka insanları bulur, parası olan başka insanları da bulduktan sonra oturur yapmaya çalışırdık. Ürün hayata geçtiğinde başlangıç noktasındaki yenilikçi fikirlerimiz eskimiş, bu sırada yeni telefonlar, teknolojiler vs. çıkmış olurdu. Biz ürünü yapmaya başladığımızda “yeni” olan şey ürün hayata geçtiğinde eskimiş olurdu.

Bunun yanında o fikrin çalışacağına dair sadece güçlü bir inancımız olurdu. Fikri doğrulamak (valide etmek) için bir çaba içine girmezdik.

Şimdi nasıl yapıyoruz?

Şimdi biraz daha farklı ilerliyor işler. Zamanı ve parayı daha akıllı harcıyoruz. Ürünü devasa bir proje olarak kurgulayarak ilerlemek yerine küçük adımlar atıyoruz.

Klasik kay kay fotoğrafını ele alalım. İnsanların ulaşım problemini çözmek için bir “araba” yapmak için yola çıkıp yıllarımızı o arabaya harcamak yerine kaykay ile yola çıkıyoruz.

Tanımladığımız, üzerine yatırım yapmayı istediğimiz, insanların çözüm için para ödeyeceklerini düşündüğümüz o problemi en yalın ürün ile çözerek adım adım ilerlemeye çalışıyoruz.


Sürecin tamamıyla ilgili IOX Youtube kanalında bir tanım videosu çekmiştik, ilgilenirseniz izlemenizi tavsiye ederiz.


Bu noktada “Tasarım Odaklı Düşünme” bölümünden uzaklaşmış gibi hissedebilirsiniz, çünkü bu hikaye benzer bir konsept olan “Yalın Girişim” yöntemine çok benzemeye başladı. Şimdi o terime geçelim.

Yalın Girişime Geçmeden Önce: Design Thinking Rehberi

Yalın Girişim ile benzerliğine geçmeden önce sizin için hazırladığımız "Design Thinking Rehberi" sayfasına bakmanızı da tavsiye ederiz.

Benzer Konsept: Yalın Girişim

Yukarıdaki paragraflarda ben bu “Design Thinking sürecini bir yerden tanır gibiyim” diyor olabilirsin. Son yılların popüler girişim oluşturma yöntemi “Yalın Girişim” yukarıda bahsettiğimiz süreci daha güzel bir şekilde ifade ediyor.

Başlamadan önce, aslında yukarıda yaratıcılık ve fikir geliştirme ile bahsettiğimiz bir kaç nokta vardı, tekrar hatırlamakta fayda var. “Yaratıcılık sistematik bir karıştırmadır”

Yeni bir konsept geliştirme süreci de önceki benzer süreçlerden ilham alıp onu farklı yapılarla birleştirerek ilerliyor.

Şimdi bu iki cümleyi anlatma sebebine gelelim. “Yalın Girişim”, “Tasarım Odaklı Düşünme” hatta “Ürün Tasarımı” süreçleri aslında birbirlerine çok benzer yapılar.

Hepsi odağına müşteriyi yani hedef kitleyi alıyor, onu tanımak için bazı adımlar atıyoruz, bütün süreçlerde bir prototip veya MVP adını verdiğimiz yapmaya çalıştığımız ürünün çalışır ufak veya çalışır taklidi yapan halini yapıyor ve hedef kitlemizden geribildirimler alarak ilerliyoruz.


Yalın Girişim
Eric Ries'ın geliştirdiği "Yalın Girişim" ürün geliştirme sürecini inceleyebilirsiniz.


Tomer Sharon biraz daha ileri gidip bu benzerlikler hakkında şöyle güzel bir yazı da yazdı. Yazıyı okumayanlar için özet geçelim: Kullanıcı deneyimi profesyonelleri yıllardır aslında “Yalın Girişim” konseptinin girişimciye söylediği söylediği “Sokağa Çık / Get Out of the Building” ifadesini söylüyordu ama bunu o kadar kötü ifade ettiler ki çok fazla kişi anlamadı. “Sokağa Çık” yerine “Bağlamsal Görüşme Yap” gibi bir ifade geniş kitlelere yayılmadı. Sharon’a göre “Yalın Girişim” aslında yıllardır olan ürün geliştirme yapılarının güzel ambalajlanmış hali.


Yalın Girişim ile UX Dünyası
Tomer Sharon yalın girişim sürecinin aslında kullanıcı deneyimi prensiplerinin daha iyi bir paketlemesi olduğunu iddia ediyor.


Zorunda Mıyım?

Böyle Bir Akışı İzlemem Gerekli Mi?

Çok net ifade edelim: Hayır.

Böyle bir akış izlemeniz zorunlu değil.

Eğer sezgilerinizin güçlü olduğunu düşünüyorsanız,

Eğer ben de Steve Jobs, Henry Ford gibi müşterilerin ne istediğini onlar söylemeden anlarım noktasındaysanız,

Eğer bir yöntem izlemenin yeni ürün geliştirmek için gerekli olmadığını düşünüyorsanız,

Böyle bir yapı izlemek zorunda değilsiniz.

Biz bu kümenin dışında kalanlarla ilerleyerek hedef kitle ile başlayalım.