Yeni Ürün Geliştirme Rotası

Yeni ürün geliştirme yolculuğunuza yardım etmek için bir rota oluşturduk. v.01

Rotamız Yeni Ürün Geliştirmek

Merhaba, biz IoX ekibi mevcut iş süreçlerimizi sizinle paylaşmak için bir araya geldik ve yeni ürün geliştirme rotasını hazırladık. Umarım yenilik üretme motivasyonunuza ufak da olsa bir katkımız olur. Lütfen bu rota hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşın.

Sisli Yol ve Görüş Mesafesi

Servisler sayfamızın ana görselinde sisli bir yolu kullandık. İnovasyon etkinliklerimizde de kullandığımız bir görsel ve tanımlama bu.

Neden sisli yol benzetmesi yapıyoruz?

Çünkü yenilik üretmek sisli bir yolda araba kullanmak gibi. Siz ne kadar iyi bir sürücü olursanız olun, yolu ne kadar iyi bilirseniz bilin sisli bir yol bilinmezlik demektir.

Bilinmezlik yeni ürün geliştirme sürecinin de en baskın duygularından biridir. Çok fazla soru işaretiniz vardır ve cevaplarını çoğu zaman o ürünü gerçekten yapana kadar bulamayabilirsiniz. Sizi yeni bir ürün geliştirmeye götüren bu yolun bir sonu var mı? Şirketinizi bir yere taşıyabilecek mi?

Emin olun bugüne kadar harika ürünler üretmiş şirketler de benzer bir bilinmezlikle karşı karşıya. Google’ın kapatılan ürünlerden oluşan bir çöplüğü var örneğin. Benzer şekilde Apple’ın da tutmayan bir sürü ürünü.

Peki bu bilinmezliği kaldırabilir miyiz? Cevabımız net: Hayır. Güzel bir haberimiz var, sisli bir yolda olduğu gibi görüş mesafenizi artırabiliriz.

Aşağıda bahsedeceğimiz tarz yöntemleri takip etmeden bir girişimci veya şirket sadece sezgileriyle bu mesafeyi artırabilir. Görüş mesafesi vs. dinlemeden sadece sezgileriyle harika ürünler de hayata geçirebilir.

Bu sezgiler, “Mint" de olduğu gibi bir yazılımcının “Bu paralar nereye gidiyor?” sorusunu çözmek için yazdığı yazılımın 4 milyar dolarlık bir ürüne dönüşmesini sağlayabilir.

Benzer şekilde Paris’de taksi bulamayan girişimcilerin “Her araba bi taksi olsa?” Fikrinden 6 Mayıs 2019 tarihiyle 180 Milyar dolarlık bir şirket kurmasını sağlayabilir.

Girişimcinin o problemi yaşamasına da gerek yok çoğu zaman. Gördüğü bir ışığın peşinden giderek de bir Unicorn (1 Milyar Dolar üstü değerlemesi olan şirket) oluşturabilir.

Sağ Kalanların Yanılgısı

Peki biz bu sayfayı neden yaptık? Sadece başaranlara odaklanırsak böyle bir sayfaya ve bu sayfada anlatılan yöntemlere ihtiyacımızın olmadığını düşünebiliriz. Fakat bu bizi yanıltacaktır.

Bu yanılsama durumuna “Sağ Kalanların Yanılgısı” denir.

İkinci dünya savaşı sırasında Amerikan Hava Kuvvetleri, uçaklarının eve dönme oranlarını artırmak için çalışmalar yapmaya başladı. Vurulmuş ama düşmeden dönebilmiş uçakların nişan alan yerlerini incelemeye başladılar.

İncelemeler şunu gösterdi: Uçaklar en fazla gövde ve kuyruk kısmından vuruluyorları. Hemen o bölümleri güçlendirmek için çalışmalara başladılar.

Ta ki Matematik Departmanında çalışan akademisyen Abraham Wald’un “Durun efendiler, biz neden başarılı dönenlere bakıyoruz ki? Asıl başarısızlara yani düşen uçaklara bakmalıyız” cümlesine kadar. İşte bu ifade bu kavramın oluşmasını sağladı.

Yanılsama

Başarılı olmak için başarılı şirketler ve girişimcilerin yaptıklarına odaklanmalıyız.

Gerçek

Başarısızlık görünmez olduğunda başarı ile başarısızlık arasındaki fark da görünmez olur.

Biz bu sayfayı başarmak, harika ürünler yapmak, fikirlerini hayata geçirmek ve problem çözmek isteyen kişiler için yaptık. Bu sayfadaki yöntemlerin tamamının olmasa bile önemli bir kısmına ihtiyacınız olduğunu düşünüyoruz. O zaman başlayalım:

Temel Rota: Design Thinking

Başlamadan önce tasarım odaklı düşünme terimini hayatımıza dahil edelim. Bu yöntemdeki aşamaları sayfanın alt kısımlarında daha detaylı odaklanacağız ama burada da bu konsepti anlatırken bazı temel noktalara değineceğiz.

500 Startups’ın kurucusu Dave McClure’a göre başarılı olmak isteyen girişimlerde şu 3 ana rol olmalı: Hacker (Kodcu), Designer (Tasarımcı), Hustler (Dolandırıcı)

Dolandırıcı kısmındaki ironiyi sonraki adımlara bırakabiliriz ama burada önemli bir rol karşımıza çıkıyor: Tasarımcı

Neden girişimler sadece ürünü hızlıca yapabilecek bir Hacker ve ürünü güzelce paketleyip satacak Hustler ile başarılı ol(a)maz?

Çünkü birilerinin merkeze “insanı” ve onun yaşadığı “problem” leri almasına ihtiyaç var. Bunun bir dolandırıcı değil ama bir tasarım şirketi tarafından güzel paketlenmiş bir ismi var: Design Thinking (Tasarım Odaklı Düşünme)

Dünyaca ünlü tasarım ajansı IDEO’nun popüler hale getirdiği bu kavram merkeze insanı ve bağlamı alan bir problem çözme metodolojisi.

Yıllarca insanların problemlerine odaklanmak yerine “sistem odaklı” düşünen kişilerin (burada mühendis diyerek karşımıza bir meslek grubunu almak istemiyoruz) aslında problem çözmede o kadar da başarılı olmadığının anlaşılmasıyla popülerliği giderek arttı.

Farklı kuruluşlar tarafından farklı isimleri arındıran bu yöntem temelde basit bir akışa sahip. (Merak edenler için bu yöntemleri listelediğimiz sayfamız: Design Thinking Methodları)

Genel akışı Empati, Fikir Üretme ve Prototipleme ile Test olarak 3'e ayırabiliriz:

1. Önce problemi yaşayan insanları tanımaya çalış. Onların davranışlarına, isteklerine, beklentilerine, günlük rutinlerine odaklan. Bu problemi nasıl yaşadığını ve bu problemin hangi kısmının onlar için büyük bir acı olduğunu anlamaya çalış. Problemin tanımını yap.

Bu noktada iki tavsiyemiz var:

a. Problemi tanımlarken hemen çözüme odaklanma. Evet biliyoruz insan beyni böyle çalışıyor, hemen karşılaştığı o problemi çözmek istiyor ama şimdilik işimiz çözüm değil. İlk adımlar anlama ve tanımlama adımları. Bu aşamada çözüme değil problemini çözeceğimiz kişiye odaklanıyoruz.

b. Öncelikle önyargılarından arınmaya çalışarak kişilere bak. Neden Tictoc videosu çeker bir insan diyerek kestirip atma. Emin ol ne yaparsan yap aslında hep tanımadığın insanlara ürün yapacaksın. Bir yatırım ürünü yapacaksan da “20 milyon dolar üstü parası olan kişiler” hedef kitlen olacak. Bir bak etrafına, kaç tane arkadaşının 20 Milyon $ parası var?

2. İkinci adımda artık çözüm için fikirler üretmeye başlayabiliriz. Bu aşamaya fikir geliştirmeyle alakalı çok bilinen yanılsamalar ile başlayalım:

Yanılsama 1: Fikir ürün geliştirme sürecinde hayati derecede öneme sahiptir.

Unutma, herkesin mutlaka bir sürü harika olduğunu düşündüğü fikri var. Bir çok yeni şirketi gürdüğünde “Yemin ederim aklıma gelmişti” diyorlar. Fikir zannettiğimiz kadar değerli olmayabilir.

Yanılsama 2: Sadece yaratıcı insanlar yenilikçi fikirler bulabilir.

“Bazı insanlar daha yaratıcıdır ve onlar güzel fikirler bulurlar, biz geriye kalan ölümlüler ise bunu yapamayız” düşüncesi çok yaygındır. Oysa iyi fikirler, sistematik bir karıştırma sonucunda ortaya çıkarlar ve herkes tarafından bulunabilirler.

Bu süreçte ilk adımda tanımladığımız problemleri çözmek için fikirler geliştiririz. Bu aşamada yapacağımız en büyük hata hedef kitlemimizin bütün problemlerini çözmeye çalışan fikirlere odaklanmak olacaktır.

Unutmayalım bazen bazı problemler diğerlerinden daha büyük ve önceliklidir, onların çözülmesi için bir önceliklendirmeye ihtiyacımız vardır.

Büyüklük her zaman bizim için değerlendirme kriteri de olmayabilir. Bazı problemlerin çözümü için insanlar para ödemeye hazırken daha büyük problemlerin çözümü için ellerini ceplerine atmayabilirler.

Her iki durum da bize fikrimizin odaklı olmasının önemli olduğunu söyler. Bir konudaki her problemi çözmek insanların anlamayacağı düzeyde karmaşık bir ürüne götürebilir bizi.

3. Son olarak da çözümü prototiplediğimiz ve test ettiğimiz aşamalar karşımıza çıkıyor. Bu aşama aslında bizim de görüşe mesafesini azaltan en önemli aşamalarımızdan.

Bundan 10 yıl önce nasıl ürün geliştirirdik?

Bir fikrin çok iyi olduğuna önce kendimizi inandırır, sonra bu fikre inanan başka insanları bulur, parası olan başka insanları da bulduktan sonra oturur yapmaya çalışırdık. Ürün hayata geçtiğinde başlangıç noktasındaki yenilikçi fikirlerimiz eskimiş, bu sırada yeni telefonlar, teknolojiler vs. çıkmış olurdu. Biz ürünü yapmaya başladığımızda “yeni” olan şey ürün hayata geçtiğinde eskimiş olurdu.

Bunun yanında o fikrin çalışacağına dair sadece güçlü bir inancımız olurdu. Fikri doğrulamak (valide etmek) için bir çaba içine girmezdik.

Şimdi nasıl yapıyoruz?

Şimdi biraz daha farklı ilerliyor işler. Zamanı ve parayı daha akıllı harcıyoruz. Ürünü devasa bir proje olarak kurgulayarak ilerlemek yerine küçük adımlar atıyoruz.

Klasik kay kay fotoğrafını ele alalım. İnsanların ulaşım problemini çözmek için bir “araba” yapmak için yola çıkıp yıllarımızı o arabaya harcamak yerine kaykay ile yola çıkıyoruz.

Tanımladığımız, üzerine yatırım yapmayı istediğimiz, insanların çözüm için para ödeyeceklerini düşündüğümüz o problemi en yalın ürün ile çözerek adım adım ilerlemeye çalışıyoruz.


Sürecin tamamıyla ilgili IOX Youtube kanalında bir tanım videosu çekmiştik, ilgilenirseniz izlemenizi tavsiye ederiz.


Bu noktada “Tasarım Odaklı Düşünme” bölümünden uzaklaşmış gibi hissedebilirsiniz, çünkü bu hikaye benzer bir konsept olan “Yalın Girişim” yöntemine çok benzemeye başladı. Şimdi o terime geçelim.

Yalın Girişime Geçmeden Önce: Design Thinking Rehberi

Yalın Girişim ile benzerliğine geçmeden önce sizin için hazırladığımız "Design Thinking Rehberi" sayfasına bakmanızı da tavsiye ederiz.

Benzer Konsept: Yalın Girişim

Yukarıdaki paragraflarda ben bu “Design Thinking sürecini bir yerden tanır gibiyim” diyor olabilirsin. Son yılların popüler girişim oluşturma yöntemi “Yalın Girişim” yukarıda bahsettiğimiz süreci daha güzel bir şekilde ifade ediyor.

Başlamadan önce, aslında yukarıda yaratıcılık ve fikir geliştirme ile bahsettiğimiz bir kaç nokta vardı, tekrar hatırlamakta fayda var. “Yaratıcılık sistematik bir karıştırmadır”

Yeni bir konsept geliştirme süreci de önceki benzer süreçlerden ilham alıp onu farklı yapılarla birleştirerek ilerliyor.

Şimdi bu iki cümleyi anlatma sebebine gelelim. “Yalın Girişim”, “Tasarım Odaklı Düşünme” hatta “Ürün Tasarımı” süreçleri aslında birbirlerine çok benzer yapılar.

Hepsi odağına müşteriyi yani hedef kitleyi alıyor, onu tanımak için bazı adımlar atıyoruz, bütün süreçlerde bir prototip veya MVP adını verdiğimiz yapmaya çalıştığımız ürünün çalışır ufak veya çalışır taklidi yapan halini yapıyor ve hedef kitlemizden geribildirimler alarak ilerliyoruz.


Yalın Girişim
Eric Ries'ın geliştirdiği "Yalın Girişim" ürün geliştirme sürecini inceleyebilirsiniz.


Tomer Sharon biraz daha ileri gidip bu benzerlikler hakkında şöyle güzel bir yazı da yazdı. Yazıyı okumayanlar için özet geçelim: Kullanıcı deneyimi profesyonelleri yıllardır aslında “Yalın Girişim” konseptinin girişimciye söylediği söylediği “Sokağa Çık / Get Out of the Building” ifadesini söylüyordu ama bunu o kadar kötü ifade ettiler ki çok fazla kişi anlamadı. “Sokağa Çık” yerine “Bağlamsal Görüşme Yap” gibi bir ifade geniş kitlelere yayılmadı. Sharon’a göre “Yalın Girişim” aslında yıllardır olan ürün geliştirme yapılarının güzel ambalajlanmış hali.


Yalın Girişim ile UX Dünyası
Tomer Sharon yalın girişim sürecinin aslında kullanıcı deneyimi prensiplerinin daha iyi bir paketlemesi olduğunu iddia ediyor.


Zorunda Mıyım?

Böyle Bir Akışı İzlemem Gerekli Mi?

Çok net ifade edelim: Hayır.

Böyle bir akış izlemeniz zorunlu değil.

Eğer sezgilerinizin güçlü olduğunu düşünüyorsanız,

Eğer ben de Steve Jobs, Henry Ford gibi müşterilerin ne istediğini onlar söylemeden anlarım noktasındaysanız,

Eğer bir yöntem izlemenin yeni ürün geliştirmek için gerekli olmadığını düşünüyorsanız,

Böyle bir yapı izlemek zorunda değilsiniz.

Biz bu kümenin dışında kalanlarla ilerleyerek hedef kitle ile başlayalım.

Önce Müşteriyi Anlamak / Problemi Bulmak

İlk adımımızla başlıyoruz. İlk aşamamız; Design Thinking sürecinde “Empati”, “Yalın Girişim“ de ise “Get out Of Building- Sokağı Çık“ ile anlatılan müşterimizi veya müşteri adaylarımızı tanımayı içeriyor.

Eğer yukarıdaki Mint örneğinde olduğu gibi (bir yazılımcının bu para nereye gidiyor sorusu? İle bir girişim doğmuştu) kendi probleminizi çözmüyorsanız mutlaka tanımadığınız birilerinin problemini çözmeye çalışacaksınız.

Tanımaya öncelikle onları aslında tanımadığımızı kabullenerek başlamalıyız. Bu iddialı bir cümle farkındayım ama açıklayalım. Hepimizin bize benzer insanlardan oluşan fiziki ve dijital çevreleri bulunuyor. Kendimize benzer arkadaşlar ediniyor, sosyal medyada da sevdiğimiz kişileri takip ediyoruz. Her iki tarafa da özenle asla karşıt düşünceden, farklı sosyo-ekonomik yapıdan insanları dahil etmiyoruz.

Sosyal hayatlarımızdaki insanları da popülasyonun tamamı zannediyoruz. Değer yargılarımıza, gündemimize, sevdiklerimiz/sevmediklerimize hep bu çevre üzerinden yaklaşıyoruz. Bu çevrenin sevmediği bir film veya dizi popüler olduğunda şaşırıyoruz. Hatta kim seyrediyor bunları soruları ile yaklaşıyoruz.

Sorular hep benzer formatta. Kim seviyor bunları? O Tictoc videolarını kim çekiyor? Kim oy veriyor o belediye başkanı adayına?

Cevap basit, o bizim hayatımızda olmayan tanımadığımız insanlar.

Burada anlattıklarımdan bir dönemin tartışma konusu olan “göbeğini kaşıyan adamlardan” bahsettiğimi düşünmeyin. Tanımadığımız kişiler göbeğini kaşıyan insanlar değil sadece.

Yukarıda bu örneği vermiştik ama pekişmesi için tekrarlayalım.Farz edelim belirli bir miktarda parası olan kişilere yatırım danışmanlığını bir mobil uygulama üzerinden vermeyi planladık ve bu yönde bir girişim fikrimiz var. Etrafınızda kaç tane 1 Milyon Dolarüzerinde parası olup onu yatırım araçlarıyla değerlendiren insan var? Ben cevaplayayım benim 0 (yazıyla Sıfır). Eminim siz de bu soruya rahatlıkla “Evet ben tanıyorum bu kişileri” diyemeyeceksiniz.

Sonuca gelelim, bir sosyal medya uygulaması da yapsak yatırım yardımcısı bir mobil uygulama da yapsak hatta daha da kapsayıcı olalım, her ne yapacaksak yapalım tanımadığımız insanlar bizim müşterimiz olacak.

Tanıma işlemine başlamadan önce hedef kitleniz hakkında beklentilerinizi minimuma indirmek için bazı yorumlarda bulunalım.

Kim Bu Kullanıcı?

Kullanıcı/Müşteri veya Hedef Kitlenizdeki İnsanlar;

Davranışları ve tutumları örtüşmeyebilir.

Yaptığı hareketlerin altında yatan sebepleri bilmez.

Ne istediğini, ne ihtiyacı olduğunu doğrudan söyleyemez, bir iş yaparken çevresinde olup biteni algılamak yerine işin kendisine odaklanır.
kıyaslamaya yatkındır.

Elindekileri sıralama konusunda iyidir, ancak bunların bir sebebe dayandırmaları istendiğinde tamamen kafası karışır.

Mantıklı kararlar vermek ve öyle yaptığını düşünmek ister ama karar mekanizmasında mantık o kadar ön planda değildir.

Odaklanmaz, okumaz, sadece tarar.

Nasıl Tanıyacağız?

İşte burada temel bir disiplin hayatımıza giriyor. Yeni ürün geliştirme sürecindeki ilk adımımızın ismi: Kullanıcı Araştırması. Kullanıcı Araştırması ürün geliştirme sürecinin neredeyse tamamında sık sık başvurmamız gereken bir yöntemlere verdiğimiz genel isim.

Bir kullanıcı araştırmacısını elinde alet çantasıyla evinize gelen bir ustaya benzetebilirsiniz. Hedef kitleniz hakkında öğrenmek ve anlamak istediklerinizi çıkarıp farklı metodlar kullanarak bu araştırmaları yapabilirsiniz. Kullanıcı araştırması yöntemleri burada alet çantanızın içindeki tornavida, kontrol kalemi vs. gibi düşünebilirsiniz.

Detaylı anlatmaya başlamadan önce de sizi biraz rahatlatalım: Kullanıcı araştırmalarını sistematik bir yapıda ilerletebileceğiniz gibi gerilla yöntemleri de kullanabilirsiniz, hatta bazen bir başkasının yaptığı kullanıcı araştırması da size yol gösterebilir ama unutmayın:

Yapılan en kötü kullanıcı araştırması kullanıcı araştırması yapmamaktan iyidir.

Kullanıcı Araştırması Terminolojisi

Teknik terimlerle başlayalım. Terminoloji kısmında araştırma tekniklerini kategorize ettiğimiz 3 konudan bahsedeceğiz. , Niceliksel vs. Niteliksel, Davranış vs. Tutum ve Derecelendirme

İnsanları anlamak için kullanacağınızı araştırma teknikleri sizin probleminize, zaman ve para gibi kaynaklarınıza ve hedef kitlenize göre değişiklik gösterecektir. Siz de ihtiyaçlarınızı belirledikten sonra bu 3 temel gruplamadan dilediğiniz teknikleri kullanabilirsiniz.

1. Niceliksel vs. Niteliksel

Farz edelim, müşterilerinizin bütün sadakat kartlarını tek bir cüzdana taşımasını sağlayacak bir girişim oluşturma fikriniz var.

Merak ettiğiniz sorular şunlar olabilir:

- Hedef kitlenin % kaçı sadakat programına dahil?

- Sadakat programına dahil olanların %kaçı kartlarını yanında taşıyor

- Kart taşımak onlar için bir problem mi?

- Kartları taşımıyorlarsa bunun nedenleri ne olabilir?

Bu soruların bazılarında cevap olarak rakamları bazılarında da davranışların altında yatan nedenleri alacağız. İşte burada karşımıza niteliksel ve niceliksel kavramları giriyor.

Ele tutulur gerçekleri ve sayıları analiz ederek ürün geliştirme sürecine başlamak isteyeceğiniz gibi, ürünün tüm kullanıcılarının tasarıma yaklaşımlarını ve tepkilerini kullanarak da tasarım yolculuğunuzu başlatmak isteyebilirsiniz.

Şimdi bu iki terimi inceleyelim.

Niceliksel yöntemler bize şu soruların cevabını verir:

Ne kadar?Kaç kişi?

Niteliksel yöntemler ise bize;

Nasıl?Neden?

Sorularının cevaplarını verirler.

Niceliksel yöntemlerden anket çalışması en sık kullanılanılanıdır. Sınırlı seçenek sunarak kapalı uçlu sorular sorduğunuzda elde edeceğiniz veri niceliksel olacaktır.

Kullanıcılarınızın neden belli bir şekilde hissettiğini ortaya koyan yönlendirici sorular sorduğunuzda ise betimleyici veriler elde edebileceğiniz niteliksel verileriniz olacaktır.

Kullanıcılar ile bire bir görüşmeler yapmak ve onların mevcut yaşamlarını anlamaya çalışmak en sık kullanılan niteliksel yöntemlerden biridir.

Yukarıdaki sadakat uygulamasından devam edelim. 100 kişiye anket yaptınız ve sadece 13 kişinin sadakat kartlarını yanında taşıdığı cevabına ulaştınız. Bu sizi büyük bir çoğunluğun bu kartları artık yanında taşmadığı sonucuna ulaştırdı. Buradan bire bir görüşmeler yaparak insanlara bu sadakat kartlarını neden taşımadıklarına analamak amacıyla sorular sorarak;

Artık cep telefonu numarasının yeterli olması nedeniyle mi yoksa kartların ne işe yaradığının anlaşılmaması nedeniyle mi taşınmadığını anlayabilirsiniz.

Bire bir görüşmeleri anket yaptığınız 100 kişinin içinden seçmeye çalışmayın. Farklı kişilerle bu çalışmayı yapabilirsiniz.

2. Davranış vs. Tutum

Araştırma tekniklerinin bazıları kişilerin davranışlarını anlamaya, onları gözlemlemeye odaklanırken bazılarında da kişilerin söyledikleri sözlere odaklanır.

Davranışa odaklanan teknikler size

İnsanlar ne yapıyor?Nasıl davranıyor?

sorularının cevabını verir.

Tutuma odaklanan çalışmalarda ise

İnsanlar ne söylüyor?Duyguları, düşünceleri neler?

Unutmayalım, insanların yaptıklarını iddia ettikleri ile gerçekten yaptıkları farklılık gösterebilir.

Son örneğimizi de yine sadakat kartları üzerinden verelim.

Eğer kişilerle birebir görüşmeler yapıp onlara hem davranışlarıyla hem de tutumlarıyla alakalı sorular sorarsınız her iki kategoriye de giren bir çalışma yapmış olursunuz.

İnsanları bir odaya toplayıp onların görüşlerini alacağınız bir Focus grup çalışması yaparsanız kişilerim tutumlarıyla alakalı bilgiler edinebilirsiniz.


1960'lı ve sonrası yıllarda reklam ajanslarını ele alan dizi Mad Men’de güzel focus grup sahneleri bulunuyor. İlginizi çekebilir:


Hedef kitlenizdeki insanlarla beraber alışverişe çıkıp onlar harcama yaparken yanlarında onları gözlemlerseniz de davranışlarına odaklanmış olursunuz.

3. Derecelendirme

Yukarıda başkalarının araştırmalarını kullanabilirsiniz demiştik. Nasıl oluyor bu?

Kullanıcı araştırmalarını 3 derecede anlatabiliriz, bunlar: Birincil Araştırma, İkincil Araştırma ve Üçüncül Araştırma

Birincil Araştırma dediğimi kısım bizzat bizim yaptığımız çalışmalardır. Sadece bize ait ve bizim kullanıcılardan öğrenmeye çalıştıklarımız ve hedef kitle tanımımız ile şekillenir.

İkincil Araştırma başkaları tarafından yapılmış bir araştırma; ve bunun sonuçlarını inceleyerek yaptığınız çalışmalardır. Aşağıdaki siteleri takip etmenizde fayda var, bu tarz çalışmaların çıktılarına ulaşabilirsiniz.

http://www.nngroup.com/reports/
https://www.thinkwithgoogle.com/
http://baymard.com/
http://www.lukew.com/
alistapart.com

Örneğin sağlık sektörüyle ilgili bir ürün geliştirecekken Google’ın hazırladığı şu hasta yolculuğu size önemli bir aşamaya kadar yol gösterecektir.

Üçüncül Araştırma ikincil araştırmanın özetlenmesi veya yeniden incelenmesi ile hazırlanan çalışmadır.

Kullanıcı araştırmasını bizzat kendiniz yapabileceğiniz gibi başka araştırmaları da sürece katabilirsiniz. Genelde tavsiye ettiğimiz süreç ikincil ve üçüncül araştırmaları gerçekten yapacağınız araştırmaya baz oluşturmak, soracağınız soruları belirlemek için kullanmak şeklinde olacaktır.

Nasıl Araştırma Yaparız?

İşin özü kullanıcı araştırması yaparken insanlara sorular sorarak onlardan davranışlarını ve onların nedenlerini anlamaya çalışırız.

1. Öğrenmek istediklerimizi belirleriz. Bu çalışmanın sonucunda nereye varacağız? Hangi cevaplara ihtiyacımız var?

2. Araştırma tekniklerini belirleriz.

3. Teknikleri belirledikten sonra bizi cevaplara ulaştıracak soruları çıkarırız.

4. Çalışmayı yapacağımız hedef kitleyi belirleriz.

5. Sürecin nasıl ilerlediğini anlamak için bir pilot çalışma yapar ve her şey yolundaysa çalışmayı gerçekleştiririz.

6. Sonuçlarını analiz ederiz.

7. Analiz sonuçları bizi yeni sorulara götürdüyse birinci adıma tekrar döneriz.

Şimdi bu aşamalara biraz odaklanalım.

1. Neler Öğrenebiliriz?

Kullanıcı araştırmasından neler öğrenmek istediğimizi Aslında yukarıda tekniklerin kategorilerini açıklarken biraz bahsettik. Araştırma bize şu sorularının cevaplarını verebilir.

- Kullanıcımız kim?
- Bir günü, bir haftası/haftasonu, bir ayı nasıl geçiyor?
- Yapacağımız ürün daha ortada yokken bu problemi nasıl çözüyor?- Bu alanda yaşadığı problemler neler?
- Bu ürünü satın alma motivasyonu ne olur?
- Satın almasının bariyerleri nelerdir?
- Hedef Kitlemizin yüzde kaçı X,Y yapıyor? (Örneğin sadakat kartı kullanıyor)

Kullanıcı araştırmasından şu sorulara net cevaplar bulamayız.

- Biz bu ürünü yapsak kullanır mı?
- Bu ürüne para verir mi?
- Bu ürüne ne kadar para verir?
- Bu üründe hangi fonksiyonlar olmalı?

2. Teknikler

Yukarıda 3 kategoriye böldüğümüz araştırma tekniklerini şu şekilde 4 farklı alana bölebiliyoruz.

Görselde Y ekseni kullanıcının dedikleri/yaptıkları yani davranış ve tutum üzerine, X ekseni de niceliksel ve niteliksel olmak üzere bölünmüş durumda.

Teknikleri daha ciddi bir yapıda belirlemek isteseydik yukarıdaki grafikten bir üçgen çizerek mutlaka 3 alana dokunarak araştırma tekniklerini belirleyebilirdik. Araştırma yöntemlerinin bu şekilde karıştırılması/birleştirilmesine sosyal bilimlerde “Triangulation” denmekte.

Biz yeni ürün geliştirme sürecinde genelde kısıtlı vakit ve nakit nedeniyle daha konsantre tekniklere odaklanıyoruz. Yeni ürün geliştirme sürecinde en sık kullanılam 3 kullanıcı araştırma tekniği şu şekilde:

Anket

Anketleri temel araştırma yöntemi olarak kullanmak yerine öğrenmek istediğiniz şeyler için çerçeve oluşturmak, bir yöntem belirlemek, örneklediğiniz demografiği veya grubu belirlemek, planı uygulamak için kullanabilirsiniz. Anketleri yeni ürün geliştirirken kullanıcı görüşmelerinde doğru soruları sormak için de kullanırız.

Çok sık gördüğümüz bir hata Yalın Girişim sürecinde fikrin müşteri tarafında bir karşılığının olup olmadığını anlamak için sadece anketlerin kullanılmasıdır. Anketleri tek başına kullanmak yerine alttaki diğer tekniklerle harmanlamak her zaman daha verimli olacak.

Kullanıcı Görüşmesi

En sık kullanılan araştırma tekniği kullanıcı görüşmesidir. Kullanıcı ile birebir yapılan bu çalışma bir sonraki adımda belirleyeceğimiz sorular üzerinden 30-60 dakika sürer.

Kullanıcıların bir ürün veya servis hakkındaki düşüncelerini, beklentilerini öğrenmek, ürün ile ilgili ihtiyaçlarını ve ürünü kullanırken karşılaştıkları problemleri anlamak için yüz yüze gerçekleştirilir. Çoğunlukla katılımcıların rahat hissedeceği kendi ortamlarında gerçekleştirilir.

Gözlem

Ürün fikrimiz kişilerin davranışlarını anlamayı gerektiriyorsa kullanıcı gözlem çalışmalarını kullanırız. Örneğin kişilerin alışveriş alışkanlıkları üzerine bir fikrimiz varsa onlarla beraber haftasonu alışverişi yaparız. Gayrimenkul yatırımı konusuna odaklanıyorsak beraber ev alma sürecine dahil oluruz. Gözlem, klasik Hollywood klişesi olan “Rolüne hazırlanmak için 6 ay taksi şöförlüğü yaptı”nın kullanıcı araştırması dünyasındaki karşılığıdır.

Bu çalışmada kullanıcıların günlük hayatlarına dahil olup onların ihtiyaçlarını ve davranışlarını anlamaya yönelik gözlemler yaparız. Kullanıcıların fiziksel ve sosyal çevreleri ile etkileşimlerini ve bu çevrelerin ürüne etkisini de anlamaya olanak tanır.


28 Kullanıcı Araştırma Tekniği
Ürün geliştirme süreçlerinde kullanabileceğiniz araştırma tekniklerini listeledik.


3. Sorular

Öncelikle doğru soruları sormayı bilmemiz gerekmektedir. Burada sözü yine Sıla Karagöl’e bırakalım.


Userspots’un Youtube kanalında soru sormanın inceliklerini beraber konuşmuştuk.


Hangi araştırma yöntemini seçersek seçim hayatımızda insanlara soracağımız sorular olacak. Bu süreçte Soru sormak ve dinlemek, cevapları alırken yeni sorularla diyalogu daha derinlere inmek gibi temel yeteneklere ihtiyacımız olacak. Emin olun bu yetenekler hepimizde var, sadece önyargıları kırıp karşıdaki kişiyi “gerçekten” dinlemek ve anlamaya çalışmakla siz de iyi bir araştırmacı olabilirsiniz.

İnsanların hikayelerini dinlemek için şöyle bir soru akışı işinize yaracaktır örneğin:

1. Konuyu açacak bir soru ile başlayın.Hiç … yaptınız mı?

2.Günlük hayattaki yansımasını öğrenecek bir soru ile devam edin.Ne sıklıkla / Nerede … yapıyorsunuz?İlk nasıl karar verdiniz?

3.Hikaye isteyin.En son ne zaman …. yaptınız? / sorun yaşadınız?Son yaşadığınız olaydan örnek verebilir misiniz?

4. Hedef Kitleyi Nasıl Belirleriz?

Hedef kitleyi belirlemek için yapacaklarımızdan önce ürünümüzü ilk çıktığı günden itibaren kullanacak kişiler ve ürünün yayılma süreciyle alakalı “Teknoloji Kabul Döngüsü”eden bahsetmekte fayda var.

Aşağı yukarı her ürün ve teknoloji benzer yayılımları gösterir. Ürünü deneyecek ilk kişiler olan Innovatours’lar ile başlar her şey.

Apple klavyesiz bir telefon çıkaracak ve 499$ olarak şeklindeki duyumlardan sonra hatta o dönem Microsoft CEO’su Steve Ballmer dalga geçerken gidip sıraya girenler onlar.

Bu grubu sadece teknolojik ürünleri kullanan insanlar olarak da düşünmeyin. Ev hanımlarına yönelik bir ürün yapacaksanız da emin olun ev hanımları arasında da yeni ürünleri deneme konusunda diğerlerine göre daha hevesli ve istekli bir grup var.

O grup kullanırken görüp biraz popülerleştiğinde yine ilk deneyenlerden olan gruba Early Adopters diyoruz.

Bu iki grup ürünümüzün geniş kitlelere ulaşım ulaşmayacağını anlamamızı da sağlıyor aynı zamanda. Tartışmalı bir konu olsa da görseldeki “The Chasm” noktası tam olarak bu. Genel olarak söylenen şey şu: Chasm noktasını geçerseniz genele yayılabiliyorsunuz.

Araştırmaya dahil ederken bu grafikteki ilk 3 gruptan olacağını düşündüğümüz insanları mutlaka dahil etmeliyiz.

Peki hedef kitleyi belirlerken neler yapabiliriz?

Kabul etmemiz gereken bir nokta var, sisli yol analojisi burada yine karşımıza çıkıyor.Hedef kitle belirleme konusu bir hipotez oluşturma ve onu test etme konusu gibi. Biz ürünün hedef kitlesini nasıl tanımlayacaksak tanımlayalım eninde sonunda yanılma payımız çok yüksek. Aslında kesin kullanır dediğimiz kişiler kullanmayabilir, hiç önemsemediğimiz bir grup da ürünümüzü ana kitleye taşıyan bir rol oynayabilir.

Bu durumu kabul ettikten sonra nasıl belirleyeceğimize geçelim, burada bazı tavsiyelerimiz var.

- Mevcut müşteri listesi: Eğer halihazırda bir müşteri grubunuz varsa, sizinle en fazla iletişime geçen, en istekli, en heyecanlı, sürekli yenilik isteyen beklenti içinde olan müşterilerinizi düşünerek hedef kitlenizi belirleyebilirsiniz.

- Rakipler: Ürününüzün doğrudan rakibi olacak mevcut ürünlere odaklanabileceğimiz gibi çözmeye çalıştığımız problemin şu an nasıl çözüldüğüne bakmak da hedef kitle tanımı için faydalı olacaktır.

- Sezgisel: Bu ürünü ilk kim kullanır diye kendinize sorduğunuzda aklınıza gelecek ilk 5 kullanıcı segmentini not edin.

5. Araştırma

Teknikler, sorular, hedef kitle hazır hale geldikten sonra artık sürecin aksiyon noktasına geçiyoruz.

Kullanıcı araştırması süreci için tavsiyelerimiz şu şekilde:

- Asla önyargılı olmayın, insanları dinleyin. Yargılamaya değil anlamaya çalışıyoruz. Onları düzeltmeye çalışmak değil amacınız, onların motivasyonlarını önyargılarını anlamak.

- Araştırmaya katılacak kişilerden izin isteyerek hem not tutun hem de ses kaydı alın.
- Mutlaka çalışma sonunda bir hediye verin.
- Her görüşmenin sonunda öne çıkan 5 maddeyi listeleyin ve ekibinize mail atın.
- İlk çalışmanıza 2 haftadan fazla harcamayın. Kendinize bir zaman kısıtı koyun.
- Asla ilk görüştüğünüz kişilerden aldığınız yorumlarla hızlı karar vermeyin. Araştırmanın büyük resmini görmek için çalışmanın tamamlanmasını bekleyin.
- Kişilerin söylediği ve duymaktan hoşlandığınız sözlere değil sizi mutsuz eden ifadelere ve davranışlara odaklanın.

6. Analiz

Analiz için yine sözü Sıla Karagöl’e bırakalım. Eğer bir kullanıcı araştırmasını detaylı bir şekilde analiz etmek istiyorsanız öğrenmeniz gereken konu: “Affinity Mapping”


Affinity mapping videosu ile bu analiz yöntemi hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.


Biz biraz daha light versiyonunu kullanacağız.

Kullanıcı araştırmasında yukarıda tavsiye ettiğimiz “Her görüşmenin sonunda öne çıkan 5 maddeyi listeleyin ve ekibinize mail atın.” Maddesindeki gibi her görüşmeden öne çıkan noktaları bir liste haline getireceğiz.

Bu listedeki her maddeyi birer karta yazıp masaya koyacağız. Bu kartları ekip olarak gruplayıp ön plana çıkan noktalara hatırlanabilir birer başlık koyup araştırmanın sonuçlarına ulaşmış olacağız.

Örneğin bir diyet çalışmamızda bu 3 başlık şöyle ortaya çıktı:

Anonim Sosyallik: Kişilerin diyet sürecinde tanıdığı kişiler onları destekleyen değil köstekleyen pozisyonunda. Diyet tanımadığınız ve benzer motivasyona sahip kişilerle daha iyi gerçekleştiriliyor.

Bir Programla Her Şey Düzelecek: Kişiler bir programa uyarak hayatlarının değişecekleri beklentisinde. O yüzden bir diyet programından diğerine sürekli arayış içindeler.

Pazartesi Günü Beyaz Sayfa: Diyet sürekli programa uymadığınız ve bozduğunuz bir yapı. Diyet programlarının bu anlar için bir “beyaz sayfa” ya ihtiyaçları var.

İşte bu 3 anahtar kelime bir diyet araştırmasının öne çıkanları olabilir. Bu 3 konuya trendlerden de belirli maddeler ekleyerek fikir geliştirme aşamasına hazır hale gelirsiniz.

Görsel Çıktılar

Sürecin bir adımına eğer bir kullanıcı deneyimi personeli dahil oluyorsa araştırma çıktılarının analizini farklı görsel yapılarla da yapabilirsiniz. Bu bize 3üncü adım olan fikir geliştirme sürecinde de katkı sağlayacaktır.

Persona

Bir araştırma çıktısı olarak çalışmanıza dahil olan hedef kitlenizin davranışlarını gruplayıp onları sürecin tamamında size hatırlatacak bir görsel çalışma.


Persona’nın ne olduğunu Sıla’dan dinliyoruz.


Customer Journey Map

Müşterinizin nasıl bir karar alma mekanizması var? ve hangi aşamalardan geçerek bu kararları alıyor?, bu süreçte neleri deneyimliyor? gibi soruların cevabını veren bir görsel çalışma.


Journey Map’le alakalı detaylı bilgi almak isterseniz:


28 Kullanıcı Araştırması Tekniği

Farklı süreçlerde kullanabileceğiniz 28 farklı kullanıcı araştırma tekniğini detaylı inceleyebilirsiniz.

Trend Takibi

Ürün geliştirme sürecinin ilk girdisi kullanıcı araştırmasıydı. İkinci girdisi de trend ve teknolojiler olacak. Hemen bir soruyla başlayalım: Trendleri, teknolojiyi ve yeni girişimleri takip etmenin bize ne gibi yararları var?

Burada iki noktadan bahsedeceğiz, ilkinde trendlerin kullanıcıları nasıl etkilediğini ikincisinde de bizim yatırımcıları ve etrafımızdakileri nasıl etkileyebileceğimizi anlatacağız.

1. İnovasyon - Beklenti Döngüsü

Artık müşterilerimiz bir beklenti ekonomisi içinde yaşıyor. Beklenti Ekonomisi yani Expectation Economy adını verdiğimiz olguyu biraz açalım.

Müşteri deneyimi konusunda yenilikçi firmaların servislerine çok kolay ulaşabildiğimiz için bu servislerde yaşadığımız deneyim müşteri olarak diğer servislerden de beklentimizi farklı bir noktaya getirdi.

Uber’deki konfor ve ödeme kolaylığı, Netflix’in öneri sistemi ve içerikleri, Spatify’daki keşfetme hatta servis kapatma deneyimi gibi yapılar müşterilerin yeni ürünlerden ve şirketlerden beklentilerini oldukça artırmış durumda.

Artık bir bankanın rakibi sadece diğer bankalar değil. Siz Airbnb’de bir ödeme sorununu çok hızlı çözebildiğinizi gördüğünüzde benzer bir hızı başka bir işlemde olsa dahi bankanızdan bekliyorsunuz. İşte buna “Beklenti Ekonomisi” diyoruz.

Türkiye’deki kullanıcıların hem teknolojiye hem de yeniliklere adaptasyonun hızlı olması da bu ekonominin burada da ciddi bir kitlesinin olduğunu gösteriyor.

Tam bu noktada bir döngü hayatımıza giriyor. Bir inovasyon insanların hayatına yerleştiği anda artık öncesini unutuyor, bir baz haline getiriyor ve hemen sonrası için beklentilere sahip oluyoruz.

1985 ve öncesinde doğanları ilgilendiren bir soru bu ama “Cep telefonları olmadan önce arkadaşlarınızla nasıl buluşuyordunuz?” Hatırlıyor musunuz?

Cep telefonu hayatımıza girdiği andan itibaren kullanıcılar için öncesi bir “Cilalı Taş Devri” moduna evriliyor.

Teslimat girişimlerinden örnekle devam edelim. Canınız bir şey istediğinde -hadi her üründe olmasın bu bazı ürünlerde diyelim- onu size 10 dakikada getirebilen Getir gibi bir şirket hayatımızda giderek daha fazla yer kaplıyor.

Servis olarak onun daha da ötesinde bir A noktasından B noktasına bir şeyler gönderebileceğiniz Glovo gibi bir girişimi de düşünün.

Getir’in yaptıklarını daha fazla çeşit ürünle ve daha hızlı teslimat ile yapan Yemeksepeti girişimi Banabi’yi deneyimlediniz.

Artık bir ürünün size 5-10 dakikada ulaşması normunuz haline gelecek. Hayatınızdaki alakalı veya alakasız diğer hizmetlerde de benzer bir süre beklentisi içinde olacaksınız.

Bu doğrudan Sanalmarket, Carrefour gibi şirketleri etkileyecek gibi durabilir ama emin olun bunun yansımalarını banka ve GSM gibi farklı sektörlerdeki şirketlerde de göreceğiz.

Bu tam bahsettiğimiz İnovasyon-Beklenti döngüsü.

Bir inovasyon siz de yeni beklentiler oluşturur ve bu beklentileri karşılamak için inovasyon yapmaya çalışırsınız.

Trend takip etmek bu noktada size 2 önemli şey katacak:

- Trendleri takip etmek, onları belirleyen yani beklenti ekonomisine yön veren şirketleri takip etmek anlamına da gelecek. Uber’in ödeme adımında denediği bir yeniliği bilmek, kullanıcı tarafını nasıl etkileyebileceğini tahminlemek açısından önemli.- Trendleri takip etmek, değişen kullanıcı beklentilerine, değişmeden veya değişmekteyken hakim olmak açısından önemli.

2. Fikrimiz Hakkında Her Şey

Fikir sürecinde eğer “fikrimi çalarlar” gibi gereksiz bir gerginliğiniz yoksa ürünününüzün ne yapacağını etrafınızdaki insanlara anlatacaksınız. Bu anlatım sürecinde bol bol “Amerika’da X var bak”, “Hindistan’da böyle bir girişim varmış” gibi cevaplar alacaksınız.

Bir yatırım sürecindeyseniz ve yatırımcı görüşmeleri yapıyorsanız da farklı pazarlardaki benzer girişimler vs. hakkında çok sık sorularla karşılacaksınız. “Amerika’daki X’in neden başarısız olduğunu biliyor musun?”

Trend takibi, fikrinizle alakalı hem kendi sektörünüzde hem de farklı sektörlerde neler olup bittiğine hakim olmanızı sağlar.

Bu hakimiyet kendi fikrinizi şekillendirme aşamasında yardımcı olacağı gibi konuya hakim bir kişi olduğunuzu göstermesi açısından da önemli.

Trendleri Nasıl Takip Ederiz?

Bu konuyla alakalı IoX YouTube kanalında bir video çekmiştik. Onunla başlayalım.


Trendleri nasıl takip edebileceğimizle alakalı tavsiyelerimizle başlayabiliriz.


Videoda da belirttiğim gibi trendleri online ve offline olarak takip edebilirsiniz.

Sosyal Medya

Trendleri takip etmek aslında profesyonel olarak yapılan bir iş. Bir çok kişi ve şirket bu konu hakkında çalışıyor.Siz de Twitter ve Instagram’da trendleri gözlemleyen ve paylaşan kişileri takip ederek güncel kalabilirsiniz.

Trend Raporları

Danışmanlık, tasarım ve teknoloji şirketleri her yıl o yılın trendlerini raporlara dönüştürüyor. Mutlaka bakmalısınız dediğimiz raporlar aşağıda:

Pinterest
Facebook
Gartner
Fjord
Frog
Deloitte
JWT Future 100

Bu trend raporlarını listelediğimiz bir sayfamız da mevcut:

Trend Siteleri

Trendleri dünyanın dört bir tarafından toplayan ve bu konuda hizmet veren siteler var.

Trendwatching
Trendhunters
Springwise

Trendwatching’in “Günün İnovasyonu” adıyla her gün yenilik paylaştığı Instagram hesabı ile size her ay arama hacimi artan 3 konuyu gönderen Glimpse'yi takip etmenizi de tavsiye ediyoruz.

Offline

Önceki kısım asosyal trend takipçileri içindi. Şimdi ise biraz daha sosyalleşebiliriz. Nasıl “Yalın Girişim” kullanıcı araştırmasında girişimciye “Sokağa Çık” diyorsa trend takibi için de kendinizi sokaklara atabilirsiniz. Konunuzla alakalı grupları ve düzenlediği etkinlikleri takip edebilir, bu konudaki müze ve sergilere gidebilir, sizi besleyecek donelere sahip olabilirsiniz.

Trendleri Sürece Nasıl Dahil Ederiz?

“How to Research Trends” kitabının yazarı Els Dragt trendleri hayata geçirmek için şu üçlü yapıyı bize öneriyor:

Scan (Tara) - Apply (Uygula) - Analyse (Analiz Et)

Els bize bu trendleri taradıktan sonra hayata geçirmeyi ve hayata geçirdiğimiz yapıyı analiz edip işe yarayıp yaramadığını ölçümlememizi tavsiye ediyor, yani tarama sonrası sıra aksiyona geliyor.

Trendleri sadece gözlemlemek ve “2028’de robotlar ameliyat yapacakmış”, “Yapay zeka bizi işsiz bırakacak mı?” seviyesinde takip etmek sizi sadece Twitter futuristine dönüştürür. Bu alanda bir kariyer de yapabilirsiniz ama bu rehberi okuduğunuza göre trendleri ürününüze nasıl entegre edersiniz konusunun ilginizi çekeceğini düşünüyorum.

Tavsiyelere başlamadan önce spot cümleyi girelim: Ürün geliştirme sürecinde biz trendleri, aksiyona dönüştürmek için takip ederiz.

Peki trendleri ürün geliştirme sürecine nasıl dahil ederiz? İşte tavsiyelerimiz:

Globali Tara, Lokali Düşün

“Think Global Act Local - Global Düşün, Lokal Davran” mottosunun trend versiyonundan bahsediyoruz. Bir çok trend raporu, trend sitesi ve paylaşanlar daha çok Amerika odaklı bu paylaşımları yapıyor. Hatta işi X,Y ve Z jenerasyonlarıyla birleştirerek çok güzel analizler de yapabiliyorlar ama bu genelde diğer coğrafyalardaki kullanıcılara çok hitap etmiyor.

İlk örneği Çin’den verelim. QR ile ödeme yapma, chat uygulaması içinde neredeyse bir çok servise erişme gibi uygulamalar Dünya’da sadece orada çalışıyor. Çin’de her ay 1 milyon işlem QR ile yapılıyor, Wechat uygulamasından çiçek bile gönderebiliyoruz diyerek bu yapıları lokal kullanıcı davranışını dikkate almadan ürününüze dahil etmek hüsranla sonuçlanabilir.

Trendwatching’in 2019 için seçtiği trendler biri olan “Markalara Güven“ bize şunu anlatıyor: Trump sonrası Amerika’da şirketlere olan güvenin endeksi devlete olan güven skorunu geçmiş. Trend bize artık tüketicilerin şirketlerden çevre, cinsiyet eşitsizliği, hayvan hakları vb. konularda aktif olmalarını, lobi yapmalarını ve yasaları değiştirmek için çalışmalarını beklediğini söylüyor.

Bu trendi lokalleştirmeye çalışalım. Farz edelim Migros çevreye duyarlı bir şirket olarak marketlerde artık poşetlerin parayla satılmasını sağlayan yasaya ön ayak oldu. Başına ne gelirdi sizce?

Hemen bu trendi reddetmeden bu beklentinin hemen izdüşümünü arayalım. Vodafone’un bazı mağazalarının önüne IOT bazlı mama aparatlarını koyduğunda aldığı olumlu tepkileri ve hatta müşterilerin benzer bir hareketi Turkcell’e de yaptırdıklarını düşündüğümüzde bir izdüşüm görebiliyoruz.

Globali Tara: Müşteriler artık şirketlerin önemli konularda aktif, yasa yapıcı gibi davranmasını istiyor.

Lokali Düşün: Müşteriler kendi ceplerine dokunmadığı sürece bu tarz hareketleri olumlu karşılıyor.

Teknoloji Odaklı Yaklaşma

Trendlerde çok fazla yeni teknoloji odağını görebiliriz. “NFC’yi Apple desteklese harika olacak” cümleleri yerini her sistemin “blockchain tabanlı“ versiyonunu yapanlara bıraktı, IOT ile buzdolabımız sipariş verecekti şimdi ise yapay zekanın işimizi elimizden alıp almayacağına odaklıyız.

Trendler ile teknoloji arasında güçlü bir bağ var evet ama düşünce yapımızı teknoloji yerine kullanıcı ve onun problemlerine odaklanarak dönüştürmeliyiz.

“X Teknolojisi var, yakın zamanda çok popüler olacak” yerine “Kullanıcıların Y beklentisi var, bunu hangi teknoloji ile çözerim?” çalışma mantığı yeni ürün geliştirme sürecinde çok daha anlamlı.

Square bu konudaki en iyi örneklerden biri. Sokakta satıcıların POS cihazı olmadan ödeme almasını sağlamak için NFC gibi bir teknolojinin yaygınlaşmasını beklemek yerine telefonların kulaklık girişine takılan bir aparat yaptılar. Böylecek ekstra bir ürüne ihtiyaç duymadan olmadan bir mobil cihazı ödeme alabilir hale getirdiler. Teknolojiye değil kullanıcı problemine ve ihtiyacına odaklandılar.

Kutunun Dışına Bak

Farz edelim bir ödeme ürünü yapmak istiyorsunuz. Sadece ödeme dünyasındaki trendlere odaklanmak yeterli olacak mıdır?

Hem evet, hem hayır.

Evet, yukarıda kendi sektörünüzde inovasyonları, trendleri ve girişimleri bilmenin faydasından bahsettim.

Hayır, sadece kutunun içine bakmak bize yeterli gelmeyecek. Başka sektörlerde benzer kullanıcı motivasyonları için oluşturulmuş yapıları alıp kendi ürünümüze nasıl uyarlayabileceğimizi düşünmemiz önemli.

Örneğin “Rating Ekonomisi” 2018 yılında sık sık konuştuğumuz, servis pazaryerleri sayesinde hayatımıza giren bir olguydu. Sistemde servisi veren kişinin rating ile ölçülmesi uzun yıllardır var ama servisi alan kişilerin de ölçülmesi ve davranış değişikliği için bunun müşteriye gösteriliyor olması ile yeni yeni karşılaşıyoruz.

Uber’de 4.75 olan puanımı -daha yüksek puana sahip olsam ne işime yarayacağını bilmeden- artırmak için puan sayfasındaki “Şöför ile Diyalog Kur” tavsiyesini dinleyerek bizzat davranışımı değiştirdiğimi biliyorum.


TRT World’ün güzel bir videosu var bu yapıyla alakalı:


Şimdi düşünelim, herkesin ratinginin olduğu Black Mirror bölümü, Çin’in bazı şehirlerinde uygulanmaya başlanan Sosyal Puan gibi uygulamaları da birlikte düşünerek bu müşterilerin de ölçüleceği yeni ekonomiyi siz kendi ürününüze nasıl dahil ederdiniz?

İşte size kutunun dışını düşündürtebilecek bir soru ve bu sorulardan onlarca var.

Deneyimle

Trendleri takip etmenin bir diğer yöntemi de paylaşılan trendleri bizzat deneyimlemektir. Takip sürecinde bir trendin oluştuğunuz gözlemlemek için bazı tavsiyelerimiz vardı. Burada ise katılıp bizzat deneyimlemenizi tavsiye ediyoruz.

Karıştır

Son tavsiyemiz de karıştırmak olacak. Bu yazı boyunca daha bir çok kez duyacağınız o yaratıcılığın sistematik bir karıştırmadan doğması konusunu biz de trendlere uyarladık. Trendleri fikir geliştirme sürecine dahil etmeniz için “Blend The Trend” adını verdiğimiz bir workshop yapısı oluşturduk.

Bir problemi belirleyip bu problemi bu trendlerden biri, ikisi veya tamamıyla nasıl çözerdik üzerinden fikir geliştiriyoruz.


Blend The Trend
Trendleri kullanarak fikir geliştirme sürecine farklılık kat!


Bu fikir geliştirme çalışmasıyla birlikte artık bir sonraki adıma rahatlıkla geçebiliriz. Hem araştırma hem de trend takibi ile bir çok nokta belirledik, artık fikir üretmenin zamanı.

Fikir Geliştirme

Design Thinking bölümünde bahsetmiştik, tekrar altını çizelim: Fikir geliştirmeyle ilgili en büyük yanılsamalardan biri yaratıcı fikirleri bulmanın sadece belirli kişilere mahsus olduğu düşüncesidir.

Oysa fikir geliştirme sürecinin de belirli yapıları vardır ve neredeyse herkes yaratıcı fikirler bulabilir. Sadece bu yaratıcı fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayacak doğru ortamlara ve yapılara ihtiyacımız vardır.

Doğru ortamdan kastımız da -artık dalga geçilen bir klişeye dönüşmüş olan- Google ofisi vb. Veya ortak çalışma alanları değil. Doğru ortamdan kastımız doğru zemin, doğru yapı ve doğru insanları bir araya getirmek.

Şimdi fikir geliştirme süreci için ihtiyacımız olacak Doğru Zemin, Doğru Yapı ve Doğru İnsanlar’ı anlatalım:

Doğru Zemin

Araştırma ve Trend takibi adımlarında elde ettiğimiz doneleri derleyip toparlayarak doğru zeminin oluşmasın sağlayacağız.

Bir fikir geliştirme çalışmasında çok farklı amaçlara sahip olabiliriz:

O alandaki yeni 1 Milyar dolarlık iş fikirini arayabiliriz.Sahip olduğumuz iş fikrinin MVP fonksiyonlarını belirlemek istiyor olabiliriz.Mevcut ürünümüze yeni fonksiyonlar eklemek istiyor olabiliriz.

Her ne amaçla yapıyor olursak olalım ürün geliştirme sürecinin ilk 2 aşamasından yeterli doneye ihtiyacımız var.

Bu doneler neler olabilir?

Görselleştirme

Kullanıcı araştırmaları bölümünün çıktılarında biraz bahsetmiştik. Çalışmann görsel çıktıları olan Persona ve Customer Journey fikir geliştirme çalışmalarında bize iyi bir zemin sağlayabilirler.

Anahtar Kelimeler ve Bulgular

Kullanıcı araştırması ve trend çalışmasından çıkan sonuçları anahtar kelime ve konseptlere dönüştürerek fikir geliştirme çalışmalarına zemin sağalayabilirsiniz. Diyet uygulamasının araştırma sonuçlarına geri dönersek 3 tane keyword’ümüz vardı:

- Anonim Sosyallik
- Bir Programla Her Şey Düzelecek
- Pazartesi Günü Beyaz Sayfa

Bu araştırma sonuçlarına trend çalışmasından da anahtar kelimeler ekleyerek fikir geliştirme zeminimizi zenginleştirebiliriz.

Doğru Yapı

İnsanları bir odaya toplayıp boş bir Word dosyası açıp “hadi yeni fikirler buluyoruz” diyerek 5-10 kişiyi yaklaşık 1 saat boyunca tutmak beyin fırtınası yapmak anlamına gelmiyor. Zaten bu süreçlerin iyi fikir çıkardığına şimdiye kadar hiç rastlamadım.

Hemen alternatifini anlatalım, kurallı bir akış değil ama örneklendirmiş olalım.

- 1 saati geçmeyecek bir çalışma yapıyoruz.
- Zaman kısıtımız ve hangi çalışmayı ne zaman yapacağımız belirli.
- Biraz ısınmak için açılış aşamasında ufak aktivitelerle başlıyoruz.
- 1-3 çalışma yaparak yeni fikirler geliştiriyoruz. (Fikir geliştirme teknikleri için sizi şu sayfaya alalım)
- Özet, değerlendirme vb. gibi bir kısımla kapanışı yaparak süreci tamamlıyoruz.

Aktivite, teknik veya siz ne derseniz deyin fikir geliştirme için önce bir karıştırma planına (burada yapı diyoruz), karıştırmak için kullanacağımız araştırma ve trend verilerine (bir önceki maddede bahsettiğimiz zemin) ve bunları yapacak insanlara ihtiyacımız var.

Peki doğru yapı için başka nelere dikkat etmeli?

Zaman Kısıtı / Kısıtlar

İnsan beyni kısıtlarla karşılaştığında daha yaratıcı olur. Bu herhangi bir işin teslim günü geldiğinde daha yaratıcı ve üretken olmamızın da altında yatan nedendir.

Fikir geliştirme çalışmalarında zemini oluştururken mutlaka kısıtlar koyun. Sadece zaman kısıtı ile de kalmayabilirsiniz.

Örneğin alkol şirketlerinin reklam yapmaları yasaktır ve bu yasaklar onları daha yaratıcı reklamlar üretmeye iter.

Fikir geliştirme sürecine katılacak kişilere “Sky is the limit” gibi sonsuz rahatlık vermeyin. Zaman, konu vs. aklınıza her ne geliyorsa bir çok parametreyi kısıtlayabilirsiniz.

Örneğin en sık kullanılan fikir üretme tekniklerinden biri “5 Dakikada 15 Fikir” çalışmasıdır. 15 fikir bulmak için kısa bir süre gibi gelse de bir ekip odaklandığı anda -saçma, alakalı vs. Olup olmadığına bakmadan- 15 fikri çok rahat çıkarabilir.

Konfor Alanı

Konfor alanı, insanın kendisini güvende hissettiği, stres ve riskin en az olduğu yaşam alanı olarak tanımlanıyor.

Fikir geliştirme süreçlerinde bu bahsettiğimiz güvenli alanların yaratıcı fikirler bulmamız için faydası olmayabilir. Doğru yapı için zihinsel ve fiziksel konfor alanlarından kurtulmamız da gerekebilir.

Fiziksel olarak sürekli yaptığımız rutinlerden kurtulup başka bir mekana gitmek, zihinsel olarak da kendimizi rahatsız hissettirebilecek

Farz edelim yaptığınız işi daha iyi hale getirmek için bir fikir geliştirme çalışması yapacaksınız. Üzerine her gün çalıştığınız bir süreç bu.mFikir geliştirme sürecinde konfor alanından çıkmak, “Bu işi nasıl öldürebiliriz?”, “Kendimi nasıl işsiz hale getiririm?” düşüncesiyle fikir geliştirmeye başlamak demek.

Bir girişim fikriniz varsa da bu fikrin tutacağına, müşterilerin böyle bir ürüne ihtiyaçları olduğu varsayımı size bir konfor alanı oluşturur. O yüzden fikir geliştirken konfor alanından çıkmak için düşünün: “İnsanlar bu ürünü neden almazlar?”

Karıştır (Yine!)

Yine karşımızda bir karıştırma ifadesi var 🙂

Fikir geliştirme süreçlerinde yeni fikirleri ortaya çıkarmak için yapıyı olabildiğince doğru içerikle beslemeli ve süreci olabildiğince karıştırmalıyız.

Fikir geliştirme teknikleri olarak adlandırdığımız sayfada 20’den fazla teknik var. Bu teknikleri inceleyerek siz de size özel yeni yapılar oluşturabilirsiniz.

Ne kadar farklı teknikle ve ne kadar farklı içerikle besler ve süreci karıştırırsanız emin olun ortaya bu malzemeyle iyi bir yemek çıkaracaksınız.

Doğru İnsanlar

Fikir geliştirme bir odaya insanları toplayıp boş word dosyası açarak yapılan bir süreç değildir demiştik en başında. Doğru zemin ile önceki çalışmaları sürece dahil edecek, doğru yapı ile de nasıl fikir geliştireceğimizin planını yapacağız.

Şimdi sıra en önemli parametreye geldi: Doğru İnsanlar

Sürecin başından bu yana aslında iyi fikir bulmanın insanları yaratıcılığıyla tahmin ettiğimiz kadar alakalı olmadığını bahsediyoruz. Herkes yaratıcı fikirler geliştirebilir.

Ama bazı ekipler daha iyi fikirler geliştirir. Bu ekiplerin, bu doğru insanların özelliklerinden bahsedelim biraz.

Paylaşılan Başarısızlık

Kurumsal hayat biraz sandalye kapmaca yarışması gibi. Bir başarısızlık anında yani müzik durduğunda sandalyesiz kalanı, başarısız olanı oyun dışına çıkardığımız bir süreç iş hayatımızın bir parçası.

Jared Spool kullanıcı deneyimi konusunda çok iyi olan şirketlerin 3 özelliğini paylaşmıştı:

1: Paylaşılan Başarısızlık2: Çalışanların çoğunun inandığı gerçekten hazırlanmış uzun dönem vizyon3: Her çalışanın kendi ürününü son 6 hafta içinde 1 kere başkası kullanırken izlemesi

İlk madde şunu söylüyor, herhangi bir olumsuz durumda sandalyesi olmayanı bulmak yerine, bunun organizasyonel bir hata olduğunu düşünüp tekrarlanmaması için başarısızlığı paylaşmak gerekiyor.

Ürün geliştirme süreçlerinde de başarısızlığı paylaşan ekipler diğer süreçlerinin tamamını daha iyi yapabildikleri gibi fikir geliştirme işini çok iyi yapıyorlar.

Ekibin içinde başınıza şunun geldiğini düşünün: Belirttiğiniz bir fikrin harika olduğunu düşündü ekip ve o fikir hayata geçirmeye karar verdiniz. Tahmin ettiğiniz kadar harika olmadığını gördünüz, müşterileriniz sevmedi, hatta abartalım şirketin cirosu %5 düştü. İşte bu noktada fikri sunan kişi olarak kovulursanız bir daha ekipte kimse fikrini özgüvenle ifade etmeyecek.

Oysa cironun %5 düşmesi o fikre sahip insanın değil tüm ekibin problemi. Eğer ekip burada başarısızlığı paylaşıp bu durumu bir öğrenime dönüştürürse sonraki süreçte daha iyi bir ekibe dönüşecek.

Böyle Olmaz vs. Nasıl Olabilir?

Bir diğer konu da ekipteki insanların yeni fikir duyduklarındaki tepkileri. Eğer ekipten biri bir fikir ortaya attığında geri kalan kişiler hemen “bu fikrin nasıl hayata geçemeyeceğini”, “nerede sıkıntıları olduğunu” anlatmaya başlıyorsa süreçte doğru insanların olmadığını söyleyebiliriz.

Bu soruları sormak her iyi fikre doğrudan atlamak değil.Tabiki bazı fikirlere insanlar temkinli yaklaşacaklar, sorgulayacaklar ama ilk yaklaşımı “Bu Olmaz” süreci bir yere götürmeyecek. Fikir geliştirme süreçlerinde ilk tepkisi ”Böyle Olmaz” yerine “Bunu Nasıl Oldurabiliriz?” olan ekip arkadaşlarına ihtiyacımız var.

Fikir Sürecinin Sonucunda Elimizde Ne Var?

Kullanıcı araştırması ve trendlerle beraber doğru zemini oluşturduk, bu zemini doğru yapıda doğru ekiple buluşturduk.

Bu sürecin beklediğimiz çıktısı nedir?

Aslında bu aşama neyi yapacağımıza karar verdiğimiz aşamadır. Bu aşamanın sonunda artık anahtar kelimeler ve görseller yerini bir ürün tanımına bırakır.

Diyet örneğinden gidelim:

Fikir geliştirme sürecinin sonucunda şu tarz bir ürün tanımına ulaşmayı bekleriz:

“İnsanların diyet programlarını tanımadığı kişilerle birlikte bir diyetisyen eşliğinde yapacakları bir diyet takip sosyal ağı yapacağız.”

Fikir Doğrulama/Validasyon

Bu aşamada kullancı araştırması yapmış olsak da ortaya çıkan ürün fikrini kullanıcılar ile test ederek bir validasyon sağlayabiliriz.

Ürün geliştirme yolculuğunda Test bölümüne koyduğumuz “Validasyon Testleri” bölümüne gidip test ederek fikrinizi nasıl doğrulayacağınızı görebilirsiniz.

Fikre karar verdikten ve doğruladıktan sonra artık üretime dair adımları atmaya başlayacağız.

Şimdi fikirlerimizin test edilebilir prototiplere dönüşme zamanı. İlk adımımız bir MVP tanımı yapmakla başlayacak:

Fikir Geliştirme Süreçlerinizde Kullanabileceğiniz Teknikler

Farklı kategorilerdeki egzersizler ile fikir geliştirme süreçleriniz daha verimli ve yaratıcı hale gelsin.

Minumum Viable Product - MVP

Minumum Viable Product olarak bilinen MVP, yapacağımız ana ürünün hızlıca hedef kitlesinden feedback alabilmek ve ürüne pazarda bir ihtiyaç olup olmadığını anlamak için minimum efor ve fonksiyon setiyle ürünün hayata geçirildiği halidir. Ürünün odaklandığı alanda hedef kitlesine değer sunabilen en ufak yapıdır.

MVP dediğimizde sürekli şu görsel karşımıza çıkar. Neden bir kaykay ile MVP’yi anlatmaya çalışıyoruz?

Yukarıda “10 Yıl Önce Nasıl Ürün Geliştiriyoruz?/Şimdi Nasıl Geliştiriyoruz?” Bölümünde biraz bahsettik. Bu kaykay görseli bize şunu anlatıyor.

Eğer insanların ulaşım problemlerini çözmeyi amaçlayarak araba (burada arabayı senin ürün fikrinle değiştirebiliriz) geliştirmek istiyorsan, bunu önce tekerleklerini, sonra gövdesini, en son da tamamını yaparak oluşturma. Bu süreç yıllarını alacak ve sürecin sonuna kadar müşterilerinin senin çözümüne ihtiyaç duyup duymadıklarını bilemeyeceksin.

Bu uzun, meşakkatli ve bilinmez sürecin alternatifi nedir? Araba yaparak çözmeye çalıştığın ulaşım problemini daha küçük bir çerçevede ele alıp bir kaykay yapabilirsin. Kaykay burada MVP’ni ifade ediyor. Böylece daha ilk aşamadan müşterilerinden geri bildirimler alarak ulaşım problemini çözen bir arabaya daha sağlam adımlarla ulaşabilirsin.

Kaykay yapmanın bir diğer avantajı da şu, belki yol seni bir arabaya götürmeyecek. Araba yapmaya odaklanarak başladığın yolda kendini uçan kaykay yaparken bulabilirsin.

Bir MVP yapmak bize ne sağlar?

MVP üretmek;

Gelecek adına kararlar almanızı daha kolaylaştırır,
Ürünün early adopter hedef kitlesini bulmayı sağlar,
Geliştirme maliyetini azaltır,
Hipotezleri test etmenizi kolaylaştırır,
Erken aşamada bir pivot olanağı sağlar,
Ürüne yatırım almanızı kolaylaştırır,
Ürün için kullanacağınız teknolojileri test etmenizi sağlar.

MVP'yi Nasıl Yaparız?

MVP üretmek için fikir geliştirme sürecinde belirlediğimiz kapsamı artık elle tutulur hale yani bir ürüne dönüştürürüz. Ürüne dönüştürürken de karşımıza kapsam ve fonksiyonlar çıkar.

Ürün üretim sürecinde ekiplerin en temel yanılgıları bu sürecin “Aşure” yapma sürecindeki gibi işlediğini düşünmeleridir. İçinde ne kadar fazla malzeme olursa o kadar güzel bir Aşure yapabilirsiniz ama benzer bir düşünce sizi kötü ürünler yapmaya itecektir.

MVP doğası gerekirken en temel fonksiyonlara odaklanır.

Şu karikatür bize şunu söyler:

Google’da bir arama var, Apple’da bir buton, senin uygulaman ise bu karmaşıklıkta.

Şimdi kendimize soralım: Eğer Google anasayfasını yöneten ekipte olsaydınız, o sayfayı ne hale getirirdiniz?

O anasayfayı yönetecek ekip olarak “PDF, Video, müzik de arasın, hava durumu da koyalım, canlı skorları da ekleyelim gibi” düşünceleriniz ile karikatürdeki sayfaya dönüştüreceğimizi hepimiz çok iyi biliyoruz.

Ürünlere sürekli fonksiyonlar eklemek kolay, ürünü fonksiyonlar eklerken hala temel faydasına çok hızlı bir şekilde ulaştırabilmek ise oldukça zor.

Bu yüzden ürün geliştirme sürecinin en büyük sıkıntılarından biri MVP kapsamını belirlemek olacaktır.


MVP'de fonksiyonları belirlemek konusunda bir video hazırladık:


Burada en çok kullandığımız yöntemlere tekrar bakalım.

Fayda Zorluk Chartı

Fayda - Zorluk derecesine göre fonksiyon belirlemek için fonksiyon grafiğinden faydalanabilirsiniz. Listesini yaptığımız MVP aday fonksiyonlarınızı, çok faydalı, az faydalı, kolay, zor olarak kategorize edebilirsiniz. MVP kapsamını “Faydalı-Kolay”/“Faydalı-Zor” bölümlerinden bir karma yaparak oluşturabilirsiniz.

MVP’nin Hakkı 3’tür

Fikir geliştirme sürecinde olduğu gibi fonksiyon listesinde de kısıtlamak işe yarayacaktır. “MVP’nin hakkı 3’dür” düşüncesiyle sadece 3 fonksiyona odaklanabilirsiniz.

Demokrasi

Demokratik yollar ile MVP fonksiyonları belirlenebilir. Yapılan araştırmalara dayandırılarak ortaya çıkan kullanılabilecek fonksiyonlar listelenir. Tüm ekip her fonksiyona 1’den 10’a kadar bir puan verir. Ekibin belirlediği sınır üzerinde puan alan fonksiyonlar MVP’de kullanılır.

Yeni iki yöntemi de biz bu sayfaya ekleyelim:

Single Feature (Google Methodu)

MVP bölümünün başında bir süreliğine Google anasayfasını yönettiğimizi düşünmüştük. Burada da

“Google gibi tek bir ana fonksiyonumuz olsaydı uygulamamız nasıl olurdu?”

diye düşünerek tek fonksiyona odaklanıyoruz.

MoSCoW methodu

MoSCoW methodu ile MVP için belirlediğimiz aday fonksiyonlarını aşağıdaki 4 gruba ayırıyoruz:

Must:
Yüksek öneme sahip, ana değer önerisine dokunan mutlaka olması gereken fonksiyonlar…

Should:
Must kadar önemlidir ama MVP içine alıp almamak tamamen zamanla alakalıdır.

Could:
Düşük maliyetle müşteri memnuniyetini kazandıracak geliştirmeler “Could” olarak sınıflandırılabilir. Olsa iyi olur diye ifade edeğimiz fonksiyonlardır.

Won’t:
Şimdilik MVP'ye dahil edilmeyecek fonksiyonlardır.

Büyüklerin İlk Adımları

Başaranların yanılsamasına kapılmadan büyük birer şirketlere dönüşmüş şirketlerin MVP’lerinden de bahsetmekte fayda var.

Uber

2010 yılında Ubercab ismiyle hayata geçen Uber sadece San Fransisco’da, kurucular ve arkadaşları tarafından test edilmeye başlandı. Mobil ödeme, Ödemeyi Bölme, Aracı Takip etme, Tahmini ücretin belirlenmesi gibi fonksiyonlara sahip değildi. İlk kullanımda sadece araç çağırabiliyordunuz, Beta versiyonunda kredi kartı ile ödeme fonksiyonlarını da entegre ettiler.

Airbnb

Airbnb 2007 yılında San Fransisco’da gerçekleşen “Industrial Design Society of America” konferansı sırasında MVP olarak doğdu. İlk üründe bu konferansa gelecek olup otellerde yer bulamayanlara kendi evlerini açan kurucular Beta versiyonunu New York’da listeleme ve harita üzerinde gösterme özellikleriyle birlikte hayata geçirdiler.

Zappos

Nick Swinmurn 1999 yılında istediği model ve numarada ayakkabıyı yakınındaki mağazada bulamayıp, internetten ayakkabı satma fikrini hayata geçirmek istemiş. Bunun olabileceğini doğrulamak için de elinde kamerayla ayakkabı mağazasına gidip ayakkabıları fotoğraflayıp internette satışa sunmuş. Her ayakkabı satıldığında mağazaya gelip ayakkabıyı satın alıp müşterilerine göndermiş. Başta zarar eden bir iş olarak gözükse de Swinmurn o dönemde müşterilerin ayakkabı satın alma sürecinde yaşadıklarını keşfederek Zappos’un mevcut müşteri deneyimini inşa etmiş.

Dropbox

Dropbox ürünü MVP olarak kullanıcılara açmadan önce ürünün nasıl kullanılacağıyla alakalı bir video oluşturup, o dönemin ünlü link paylaşım sitesi Digg ile videonun yayılmasını sağlayarak Beta listesine 55 bin kayıt aldı. Ürün videosunda görebileceğiniz gibi sadece belirli bir alandaki dosyaları farklı bilgisayarlarda eşleştirme özelliği vardı.

İlk Müşterilerini Nasıl Buldular?Büyük şirketlerin ilk versiyonları nasıldı? İlk müşterilerini nasıl buldular?

MVP’nin Olmazları: İş Modelleri ve Prototip

MVP aşamasında şimdi şu 2 maddeye de odaklanalım. Ne yaparsanız yapın bir iş modeliyle para kazanma yöntemini belirlemiş olmanız gerekiyor.

MVP’yi kodlamadan/gerçekleştirmeden önce onu çalışıyormuş taklidi yapan hale getirip test edebilmeniz için de bir prototipe ihtiyacınız bulunuyor.

İş Modeli

İş modelinin TDK tanımıyla giriş yapalım. Bir iş modeli temel olarak şirketlerin para kazanma ve bunu da sürdürülebilir ve karlı bir şekilde yapma planıdır. Bu plan, finansal anlamda sadece gelir gider projeksiyonlarını içermez, geliri ve gideri etkileyecek satılacak ürünler veya hizmetleri,hedef pazarı, müşteri hizmetleri, kritik kaynaklar ve iş ortakları gibi detayları da içerir.

İş modelinizin sizi, yatırımcıları ve kullanıcıları ilgilendiren tarafları vardır. Daha çok sizi ve yatırımcıları ilgilendiren tarafla başlayalım. Burada iş modeli kanvası ile fikrinize genel bir bakış atıp büyük resme odaklanabilirsiniz.

İş Modeli Kanvası

İş modeli kanvasını doldurmak ürününüze sadece finansal bir bakış açısı katmaktan öteye geçmenizi sağlar. Bu alanları doldurmak için fikrinize biraz daha detaylı bakarsınız.

Kanvasın maddeleri şöyle:

İş modellerini anlamak, analiz etmek ve değiştirmek için kullanılan “İş Modeli Kanvası” 9 adet bloktan oluşan bir yapıdır.

Temelde, alt kısım; gelir-gider sorularına yönelik yanıtları oluşturmanızı sağlar. Üst kısımdaki sağ alan; müşteriyi, sol alan; hizmet ya da ürünün altyapısını ve orta alan ise müşteriye sunulan değer teklifini belirler.

Bu 9 başlık altında ilgili kritik sorulara kısa ve öz yanıt verilmelidir. Böylece tek bir sayfa düzeninde iş modelinizi kolaylıkla planlayabilirsiniz.

1. Değer Teklifi: Müşterinizin sizi tercih etme sebebini, oluşturduğunuz değer teklifi belirler.2. Müşteri Segmentleri: Müşteri segmentleri, girişimci ya da işletme olarak ulaşmayı hedeflediğiniz kişi/kuruluş gruplarını temsil eder.3. Kanallar: Kanallar müşterilerinize ulaşma yollarınızı belirler.4. Müşteri İlişkileri: Müşterileriniz sizinle nasıl iletişime geçiyor?”, “Onlarla ilişkiniz nasıl olacak?” sorularına burada cevap verirsiniz.5. Gelir Kalemleri: Sunduğunuz değer teklifleri karşısında, müşteri segmentinden ne kadar gelir elde edeceğinizi belirlemeniz gereken aşamadır.6. Kilit Kaynaklar: Kilit kaynaklar bir iş modelinin etkili olabilmesi için gerekli olan en önemli varlıkları ifade eder.7. Kilit Aktiviteler: İşletme ya da girişimci olarak iş modelinizi başarılı kılmak için yapmanız gereken öncelikli işleri tanımlayan kavram kilit aktivitelerdir.8. Kilit İş Ortakları: İş modelinin bu aşamasında cevaplarını vermeniz gereken anahtar sorular şunlardır; “İşinizi başlatmak/yürütmek için hangi ortaklara ya da tedarikçilere ihtiyacınız var?” ve “Hangi tedarikçiler sizin için kritik öneme sahip?”9. Maliyet Yapısı: Maliyet yapısı, iş modelini sürdürebilmek için katlanılan maliyetlerin özetidir.

İş Modelleri

Nasıl gelir elde edeceğiniz de sizi ilgilendiren ama yatırımcıları daha çok ilgilendiren konudur. İş planınızla alakalı sunum yaparken gelir elde etme modelinizin sürekli sorgulanacağını bilmenizde fayda var.

İş modelleri sayfamızda 30’a yakın iş modelini listeledik ama en sık kullanılan modellerden burada da bahsedenim.

Reklam

Yatırımcıların en sevmediği modeldir. Reklam bütçesi kriz anlarında ilk kesilen bütçedir ve birim reklam geliriniz Google vs. değilseniz sürekli düşüştedir. Bu modelde bir komunite toplar ve onlara sunacağınız temel faydanın yanında reklamverenlerin reklamlarını da gösterirsiniz.

Abonelik

Abonelik sisteminde, müşterilerinizin ürün veya hizmetinize sürekli olarak erişmeleri için size düzenli aralıklarla ödeme yapmaları gerekir.  Netflix, Spotify gibi şirketler en sık karşımıza çıkan örneklerindendir. İş modeli olarak yıllık planlamanızı yapmak açısından diğer modellere nazaran görece rahat olduğunuz modellerden birisidir.

Kiralama

Ürünü satmak yerine belirli bir ay kullanımı için müşterilerinizden ödeme alırsınız. Örneğin yakın zamanda Mediamarkt ile anlan Getgrover ile aylık 20 Euro ödeyerek done kiralayabiliyorsunuz.

Pazaryeri

Karlılığı en yüksek iş modellerindendir. Alan ile satan, hizmet sunan ile alan arasına konumlanır ve pazarın hizmet kalitesini kontrol edersiniz. Bu modelde alıcı ve satıcı arasındaki ödemeden komisyonunuzu alırsınız.

Ucuza Satış

Eticaret sitelerinin tamamının uyguladığı bu iş modeline Pegasus ve BİM’i de dahil edebiliriz. Kar marjını düşürüp çok fazla satış yapmaya odaklandığınız bir iş modeli sürekli büyüme gerektiren modellerden biridir.

İŞ Modelleri Sayfası

İş modeli nedir? Nasıl tasarlanır? 30'dan fazla iş modelinin detaylı açıklamaları...

İş Modelleri Sayfası

Müşteriyi İlgilendiren Kısım - Fiyat

Müşterimizi ilgilendiren tarafa gelelim. Aslında iş modeli kanvasındaki başlıkların önemli bir kısmı da müşteriyi ilgilendiriyor ama en fazla ilgilendiği konu tabiki Fiyat.

Peki bu aşamadaki en zor soruya gelelim, yaptığımız bu çalışmalarla ürünü ne kadara satabileceğimizle alakalı bir içgörü elde edebilir miyiz?

Cevabı net söyleyelim: Hayır

Fiyat belirlemek kullanıcılara sorabileceğiniz ve onlardan alacağınız cevapla ilerleyebileceğiniz bir kısım değil ne yazık ki. “Bu ürüne 50 TL verir misin?” veya “Ne kadar verirsin?” sorularına alacağınız cevaplar sizi hiçbir yere götürmeyecek.

Bu konuda biz de size yardımcı olamayacağız ama müşterinizle alakalı tavsiyelermiz var.

Mantıklı Kararlar

İnsanoğlu rasyonel kararlar almakta çok başarılı değil ama bu rasyonel kararlar aldığını düşünmek istemelerine engel de değil. O yüzden fiyatlama noktasına her ner yapacak olursanız olun, müşteriniz olduğu için oldukça mantıklı kararlar verdiklerini hissetmeleri önemli.

Basecamp’in yıllar önce kullandığı bu fiyatlama yapısı aslında tam bu rasyonel karar aldığını hissetme konusuna dokunuyor.

Basecamp sizce bu görselde hangi seçeneği satmaya çalışıyor?

Cevap aslında net: Görsel olarak ön plana çıkarıp, MOST POPULAR PLAN ifadesi ile en fazla tercih edilen seçimi yani "Plus"ı satmaya uğraşıyor.

Peki görsel olarak öne çıkarmanın, bak başkaları da bunu seçiyor diyerek sosyal validasyon sağlamasının yanında yaptığı başka bir şey var mı?

Evet var, Plus'ı mantıklı bir karar haline getirmek için belki de hiç satmak istemediği bir model olan "Basic"i kullanıyor. Rakamları karşılaştırdığınızda Plus'ın içerdiği servisin Basic'in 3 katı olduğunu ama fiyatının ise 2 katı olduğunu göreceksiniz. Basic bu noktada Plus seçeneğini mantıklı bir hale getirmek için bulunuyor.

Burada asla bir manipülasyon yapıp müşterileri kandırmaktan bahsetmiyoruz. Bahsettiğimiz şey, bir seçeceği satmaya çalışırken diğer seçeceğin rolünün satılmak istenen seçeceği mantıklı hale getirmesi.

İşe Yarar Olmak

Özellikle abonelik modelinde müşteriye ödediği ve ödemeye devam edeceği paranın karşılığını aldığı hissettirilmeli. Netflix’e bir hafta girmediğinizde gelen “Bunları Kaçırdınız” epostası veya aylık bir aracı kullanarak ne kadar tasarruf ettiğiniz bilgisinin gösterilmesi gibi örneklerde olduğu gibi sürekli onlara işe yaradığınızı hissettirmelisiniz.

Customer Success vs. Customer Service

Yakın zamanda müşteri aradığında sorununu çözme işinin (Customer Service) müşterinin ürünü çok daha aktif kullanmasını sağlayacak işe dönüştüğünü (Customer Success) görüyoruz. Ürünü kullanmayı bırakan müşterinize mutlaka dokunun, sonraki süreçte tekrar ödeme almak istediğinizde karşınızda bunu sorgulayan bir müşteri bulabilirsiniz.

Prototipleme

Prototip, bir ürünü piyasaya sürmeden önce ürünün neye benzeyeceğini, ürünün ne yapacağını ve ürünün nasıl işlediğini gösteren gerçek bir ürün simülasyonudur.

Prototip ürünün çalışan veya çalışıyor taklidi yapan bir versiyonudur. Biz de ürün geliştirme sürecinde de böyle bir versiyona ihtiyaç duyarız.

İnsanlar arasındaki iletişimin önemli bir kısmını kayıplar oluşturuyor.

Ürün fikrinizi insanlara anlatırken sizin;

Anlattığınızı düşündüğünüz,İfade ettiğiniz,karşı tarafın anladığı

şey aynı olmayabilir.

Bu bilgi kaybını minimuma indirmenin en kolay yolu ürün fikrinizi kanlı canlı bir prototip haline getirmektir.

Ürün-Servis-Arayüz Prototipleme

Ürün fikriniz bir arayüz, servis veya fiziksel ürün olabilir. Prototipleme süreçleri, her ne yaparsanız yapın artık son derece kolaylaştı.

Ürün fikriniz bir arayüzse;

Belirli template sitelerinden arayüz geliştirme kitleri satın alabilir,Ekranlarınızı bu kitler sayesinde tasarlayabilir,Arayüz prototipleme araçlarıyla ekranları birleştirebilir ve bir mobil uygulama veya websitesi gibi davranan bir prototipe kolayca erişebilirsiniz.

Ürün fikriniz bir fiziksel ürünse;

3 boyutlu yazıcılar ile ürününüzün parçalarını basabilir,Rasperry Pi W gibi fiyatı 10$’a kadar düşen yapılarla ürününüzü internete veri atan hale getirebilirsiniz.

Ürün fikriniz bir servis ise;

Servisi anlatan bir akış haritasıyla birlikte bir maket yapabilir,Hatta servisin küçük bir versiyonunu bir fiziksel ortamda gerçekleştirebilirsiniz.

Neyi prototiplerseniz prototipleyin bunun artık aşağıda belirteceğimiz nedenlerden dolayı oldukça kolaylaştığını belirtmemizde fayda var.

Düşen Fiyatlar

Özellikle yapacağınız ürün fiziksel bir ürünse 3 boyutlu yazıcılar ve bu ürünlerin internete veri atmasını sağlayacak gateway’lerin dramatik bir şekilde ucuzladığını söyleyebiliriz.

Bir arayüz yapıyorsanız hem araçlara hem de template’lere artık 10-20 dolar seviyelerinde ulaşabiliyorsunuz.

Prototip üretmenin maliyetleri dramatik olarak azalıyor, bu da yapmanızı, yapan araç ve kişilere ulaşmanızı kolaylaştırıyor.

Kesin Bunun Aracı Vardır

Prototip üretmeden önce “tembel bir yazılımcı” gibi düşünün kendinizi. Herhangi bir şey sizi uğraştırıyorsa emin olun b daha önce başkasını da uğraştırmıştır ve bunun için bir araç üretilmiştir. İhtiyacınız olan her ne ise Google’layın, mutlaka bir araç veya bu hizmeti veren bir şirkete ulaşacaksınız.

Templateler

Yapacağınız ürün bir mobil uygulamaysa emin olun Envato’da bunu yapmanızıı kolaylaştıracak bir template vardır. Bir sosyal ağ, bir Eticaret uygulaması vb. yapacaksanız emin olun inceleyebileceğinizden daha fazla template bu tarz sitelerde bulunuyor. Prototip sürecinde özgün bir tasarıma sahip olmanıza gerek yok, derdinizi karşı tarafa aktarın, yeter.

Freelancer

Sizin için bu işi yapacak insanlara da freelancer ağları aracılığıyla ulaşabiliyorsunuz. Ne yapmak istediğinizi İngilizce net ifade ede

Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Prototip geliştirirken dikkat etmemiz gereken noktalar şöyle:

- Prototipinizi başlangıçta basit tutmaya çalışın.- Prototip üzerinde çok fazla zaman harcamayın.- Ayrıntılara girmeyin, her şeyi prototipe koymaya çalışmayın.- Düşük kaliteli prototipler kullanın.- Dürüst bildirimlere açık olun.- Kullanıcılara prototipin ürünün son hali olmadığını ve sistemde bazı eksiklikler olabileceğini hatırlatın.

Kod Yazmadan Ürün Nasıl Geliştirilir?

Prototip üretmek için genelde sorulan sorulardan biri de budur:

Koz yazmayı bilmeme gerek var mı?

Aslında tek satır kod yazmadan prototip üretebilirsiniz.

Mutlaka Öğrenin: Zapier

Zapier birbirinden farklı servisler arasında iletişim kurmanızı sağlayan yapıları birbirine bağlamak için mutlaka bilmemiz gereken bir araç. Eğer kodsuz bir MVP yapmak istiyorsanız servislerin birbirleriyle konuşması için böyle bir araca mutlaka ihtiyacınız olacak.Zapier ile yapabileceğiniz örnek aksiyonlar şu şekilde:

* Blogunuzda yeni yazı yayınlandığında bunu sosyal medya hesaplarında paylaş.* Gmail'de yıldızladığınız e-postayı Trello/Astana/Basecamp gibi proje yönetimi aracına görev olarak at.* Landing page'de aldığınız e-posta adresini CRM aracına kaydet, hemen e-book mailini gönder, X gün sonra da “Kitabı sevdiniz mi?” mailini at.* Websitesinde form dolduran kişinin bilgilerini Google Spreadsheet'e at, o bilgileri onayladığınızda müşteriye otomatik teklif gönder.* Slack'de tüm ekibe önceden hazırladığın ve Google Spreadsheet'teki satırlara girdiğin farklı içerikteki Günaydın mesajlarını her sabah 9'da gönder. (Kabul ediyoruz biraz zorlama olmuş olabilir 🙂 )

Mutlaka Öğrenin: Airtable

Zaiper'den farklı işlevi olan ama yine benzer bir faydaya sahip diğer aracımız da Airtable. Başta Excel'in online versiyonu ve Google Spreadsheet'in rakibi gibi görünse de farklı kullanım senaryoları ve entegrasyonlarıyla birlikte farklı konularda işinizi görebilecek bir servise dönüşebiliyor. “Base” olarak adlandırılan çalışma alanlarınızı farklı görünümlerde görüntüleyebilir hatta bu görünümleri web sitesine entegre edebilirsiniz. Benzer şekilde dışarıdan veri girişi için oluşturacağınız form alanlarıylaAirtable ile yapabileceklerinize örnekler şu şekilde:* Bir CRM aracı olarak kullanıp müşterinizin fatura dahil bütün süreçlerini yönetebilirsiniz.* İçerik pazarlama takvimi oluşturabilir ve hem içerik sürecinizi hem de freelancer'ları takip edebilirsiniz.* Tasarım veya çevik yazılım süreçlerinizi yönetebilirsiniz.* Bir içerik yönetim sistemi olarak kullanabilirsiniz.Airtable ile yapabileceğiniz yapılar konusunda ilham almanız için güzel de bir sayfa mevcut:

airtable.com/universe

Şimdi ürün fikrinize göre kullanabileceğiniz araçlara bakalım:

Getrevue - E-posta Bülten Aboneliği

Bir çok ürün MVP aşamasında sadece bir e-posta bülteni olarak hayatına başladı. Buna en iyi örneklerden biri de Product Hunt. Günün yeni girişimlerinin paylaşıldığı bir e-posta listesini hayata geçiren kurucu Ryan Hoover, bu listenin kısa zamanda popüler hale gelmesinden sonra kişilerin yeni ürün “hunt” edebilecekleri yeni bir yapı kurdu.

Bu e-posta bültenini okuduğunuz yapı olan Getrevue  ile iş modelinize olan ilgiyi ölçümlemek için klasik içerik pazarlama yöntemlerinden biri olan E-posta pazarlamayı kullanabilirsiniz.

Getrevue gibi haftalık bülten göndermenin yanında bir konuda günlük linklerden oluşan kürasyon içeriği mail atmak da yine iş modeliniz için güzel bir başlangıç olabilir.

Tasarımla alakalı her gün 5 popüler linki gönderen Sidebar.io bunu sponsorlu bir iş modeline dönüştürmüş durumda.

Sheet2Site - Google Sheets’den Websitesine

Sheet2Site Google Spreadsheet’i bir web sayfasına kod yazmadan dönüştürmenizi sağlıyor.

Webflow ile Web Uygulama

Webflow, Unbounce ve Instapage gibi landing page oluşturucu sayfalardan biraz daha farklı. Webflow ile onine sayfa oluşturuculara benzer şekilde sürükle bırak ile web sitesi oluşturabiliyorsunuz. Webflow'da bu özelliğin yanında elinizin altında bir içerik yönetimi platformu da mevcut. Blog yazıları, listeler, takım gibi içerik türlerini oluşturup sayfada istediğiniz yere bu içerik türünü ekleyebiliyor ve sonrasında editör alanından bu içerikleri girebiliyorsunuz.Webflow ile bir iş ilanı sitesinin nasıl oluşturulabileceği örneğine https://www.makerpad.co/make/job-board-in-webflow adresinden ulaşabilirsiniz.Şimdilik template konusunda fazla alternatif olmasa da Webflow yakın zamanda popularitesini artıracak gibi görünüyor. Webflow yakında zamanda bir e-ticaret modülünü de hayata geçirdi

MobileRoadie ile Mobil Uygulama

MobileRodie web sayfaları gibi sürükle bırak ve tema yapısıyla mobil uygulama yapmanızı kolaylaştırıyor. Yazılım maliyeti oldukça yüksek olan mobil yazılım sürecinin öncesinde hedef kitlenizin ürüne olan ilgisini anlamak için bu tarz platformlardan hızlıca bir mobil uygulama hazırlayıp marketlere iletebilirsiniz. TED ve Universal gibi uygulamaların MobileRodie altyapısı ile hazırlandığını belirtmemizde fayda var.Thunkable da benzer bir iş yaparak MobileRodie'ye rakip durumda.

Dialogflow ile Chatbot

Google’ın satın aldığı Dialogflow ile Türkçe desteği de olan Dialogflow ile önce kullanıcıların chatbot kullanım amaçlarını, bu amaçlarını ifade etme şekillerini ve kararları oluşturabilmeniz için kullanıcılardan istediğiniz parametreleri alabilir ve bu parametrelere uygun cevaplar oluşturabilirsiniz. Dialogflow oluşturduğunuz chatbotu bir websayfasına, Slack’e, Facebook Messenger’a entegre etmenizi de kolaylaştırıyor.Google’ın DialogFlow’u gibi GetVoiceFlow gibi araçlar da kodlama yapmadan chatbot oluşturmanızı sağlıyor.

Test

Ürün sürecinde ürünün yaşam döngüsünde bulunduğu noktaya göre 4 farklı aşamada test yapabiliriz. Bu 4 aşama şu şekilde:

Validasyon Testleri: Bir fikrin son kullanıcıda bir karşılığı olup olmadığını anladığımız testler.

MVP Testleri: Ürünün MVP halini kullanıcı ile buluştururken kullanılabilirlik problemlerinin etkileşimi azaltmasını engellemek için yaptığımız gerilla testler.

Kullanılabilirlik Testi: Ürün hayata geçtiğinde belirli aralıklarla ürünün kullanılabilirlik parametrelerini ölçtüğümüz testler.

Optimizasyon Testleri: Ürün geliştirmeye devam ederken ürün KPI'larını artırmak için yaptığımız testler.

Validasyon Testleri

Fikir geliştirme bölümü sonunda ortaya çıkan ürün fikrini doğrulamak/valide etmek için bu testleri kullanabiliriz.

Landing Page Test

40-100$ arası değişen fiyatlarla Unbounce veya Instapage gibi platformlarda bir sayfa oluşturup o sayfaya bazı anahtar kelimelere reklam vererek kullanıcı çekebilirsiniz. Sayfaya gelen kullanıcının form doldurma, e-posta bırakma oranlarını takip ederek fikrinizi test edebilirsiniz.
Webflow gibi araçlarla tasarım veya kodlamayı bir arada yapabileceğiniz gibi Themeforest gibi platformlardan kolayca düzenlenebilir tema'lar satın alabilirsiniz.

Prototip Testi

Fikrimizin ana fonksiyonlarını bir prototip haline getirip kullanıcılar ile test ederek ihtiyacı anlayabiliriz. Tasarımların detay seviyesinin düşük olmasına dikkat edeceğimiz gibi fikri anlatmak için görseller ve metinleri olabildiğince gerçekçi üretmeliyiz.Tüm akışları tasarlamak yerine de ayrıntılara girmede, her şeyi prototipe koymadan sadece ana akışlara odaklanmalıyız.Kullanıcılara prototipin ürünün son hali olmadığını ve sistemde bazı eksiklikler olabileceğini hatırlatmalı ve dürüst bildirimlere açık olmalıyız.

Feature Card Sorting

Kart gruplama çalışmasıyla birlikte ürün fonksiyonlarını kartlar haline getirip kullanıcılardan önceliklendirmelerini isteyebiliriz. Kullanıcılara ürünün neler yaptığını anlattıktan sonra fonksiyonların başlıkları ve açıklamalarının olduğu kartlar verir ve onlardan önceliklendirmelerini ve bu sırada sesli bir şekilde düşüncelerini ifade etmelerini isteriz. Çalışmanın sağlıklı olması için kartları yani fonksiyonları 30'dan az tutmakta fayda var.

MVP Testleri

MVP aşamasında ilk geribildirimleri almak için veya doğru geribildirim almamıza neden olacak kullanılabilirlik hatalarını engellemek için bu testleri kullanabiliriz.

Gerilla Test

Gerilla veya bir zamanlar Starbucks testi olarak da adlandırdığımız, nasıl adlandırırsak adlandıralım aslında formal kuralları olmayan hızlıca sonuç almaya odaklanılmış bir test yapısından bahsediyoruz

Başlamadan önce bu testlerin “Atla Deve” olmadığı üzerine yazılmış bir kitabı tavsiye edelim. Steve Krug “Rocket Surgery Made Easy” kitabında kısa sürede gerçekleştirilebilecek testlerle ilgili detaylı tavsiyelerde bulunuyor:

Erken aşamada ürünümüzü hayata geçirdikten sonra sürekli test etmek için de kitap 6 tavsiye içeriyor:

1. Her ay 1 sabah test, tek istediğimiz bu.
2. Testi yapmaya olabildiğince erken yapmaya başla.
3. Teste katılımcı bulma konusu için çok uğraşmayın, doğru katılımcıyı bulmak o kadar da önemli olmayabilir.
4. Testin izleyici grubunu olabildiğince kalabalık tut ve paydaşları sürece dahil et.
5. Bulunan kullanılabilirlik problemleri için bir önceliklendirme listesi oluştur.
6. Problemleri çözerken en kolayından başla. Ufak düzenlemeler yeniden tasarım yapmaktan daha kolay olacak.

Örnek Test

24 dakikalık videoda Zipcar'ın websitesinin testini izleyebiliriz. Testi izlerken siz de kullanılabilirlik hatalarının ne olduğunu gözlemleyebilir ve notlar alabilirsiniz.

1 Day UX

Userspots ekibinin 1 günlük UX çalışmasının akışı da size bu konuda ilham olabilir. Bu çalışma için hazırlanan 1 Day UX Rulebook dokumanını indirerek siz de çalışmayı kendi ürününüz için uygulayabilirsiniz.

1 Day UX Workshop Rulebook

5SecondTest

5SecondTest, MVP sürecinde müşterilerin ürünle ilk etkileşimini ölçmek için kullanabileceğimiz testlerden biri. Kullanıcıya fikrimizi görselleştirdiğimiz bir web sayfası veya sunum slaytı gibi görsel bir yapıyı 5 saniye gösterip kullanıcılardan bu 5 saniye içinde anladıklarını topluyor ve ürünümüzün ne işe yaradığının anlaşılıp anlaşılmadığını ölçüyoruz.

Ürün Sürecinin Her Aşamasında Kullanıcı Testleri

Ürün geliştirme sürecinin her aşamasına dahil edebileceğiniz testleri inceledik.

Build-Measure-Learn

Test kısmı aslında bir loop olan ürün geliştirme sürecinde ilk loop’un son aşamasında yer alıyor.

MVP öncesinde sahip olduğumuz fikirler, bir ürün ile gerçeğe bürünüyor, ilk kullanıcılar ile olan etkileşimi ile elde ettiğimiz veriler bir öğrenime dönüşüyor ve bu loop tekrar başlıyor.

Bu noktada MVP ilk kullanıcılar ile etkileşime geçtiğinde kullanıcı ihtiyaçlarını gerçekten karşılayıp karşılamadığını ölçmek için metrikleri takip etmenin yanında kullanıcıların bu değer önerisi ile karşılaşma sürecinin iyi anlaşılabilmesi için de yeni testler yapmalıyız.

Bu Su hiç Durmaz

Eğer rotayı buraya kadar okuduysanız öncelikle büyük bir tebriği hak ettiniz. Uzun bir yolculuktu, umarız okumaya değmiştir.

Şimdi bir iyi bir kötü haber ile bitirmek istiyoruz.

Kötü haber ile başlayalım ve başlığa konu olan Bülent Ortaçgil şarkısını paylaşalım: "Bu Su Hiz Durmaz"

Bu yol hiç bitmeyecek, yeri gelecek onlarca kez bir daire çizeceksiniz.

İyi haberimiz ise şu: Eğer siz yolculuğun kendisini seviyor, yeni ürün geliştirme rotasının sonucuna değil de rotanın kendisine odaklanıyorsanız, suyun hiç durmayacak olması aslında

Yenilik üretmek isteyen herkese selam olsun.

Eğer buraya kadar geldiysen bize yorum bırakmadan da gitmezseniz seviniriz.

Rotanın güncellemeleri ve yeni rotalar ile karşınızda olacağız.

Sevgiyle kalın!

Rotayı Yeniden Oluşturalım?

Yorumlarınız bu içeriği daha iyi hale getirecektir, yorumlarınızı bekleriz.

 



Versiyonlar

v.01 - Draft sayfa tasarımı hazırlandı.